Cumartesi,13,Ocak,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2010 » 2010 Birincilik Ödülü Kazanan Röportaj

2010 Birincilik Ödülü Kazanan Röportaj

Dalaman Tarım Açık Ceza İnfaz Hükümlüleri

Akdeniz Bölgesinde, Mu?la iline ba?l? bir ilçe olan Dalaman, Köyce?iz, Ortaca ve Fethiye ilçeleri ile Denizli ili Çameli ilçesi aras?nda yer almaktad?r. Do?u, kuzey ve bat? kesimleri da?l?k, güneyi oval?kt?r. Fethiye Körfezine paralel uzanan bu da?lar?n etekleri geni?, yüksek kesimleri de i?ne yaprakl? a?açlardan olu?an ormanlarla kapl?d?r. Dalaman Ovas?, Türkiye’nin ve hatta dünyan?n en verimli ovalar? içindedir. ?lçe topraklar?n? Dalaman Çay? sulamakta olup, Akdeniz ve Ege Bölgeleri geçi? noktas?nda bulunmaktad?r.

Bu bölgenin tarihi süreç içindeki sakinleri Lukkalar, Lekler, Solymoslular, Kaval?lar, Persler, Helenler, Atinal?lar, Romal?lar, Araplar, Bizans, Mente?eo?ullar? ve sonralar Osmanl?lar olmu?tur.

Mu?la’n?n Dalaman ?lçesindeki Tar?m Aç?k Ceza ?nfaz Kurumu 3 bin 600 dönüm arazi üzerinde faaliyet göstermektedir. 245 hükümlünün kald??? cezaevi, 1942 y?l?nda 200 liral?k yat?r?mla kurulmu?tur.150’si sigortal? 245 hükümlünün kald??? cezaevinde 178 büyükba?, bin 478 küçükba? hayvan yeti?tirilirken, kümes hayvan? say?s? da 78 bin 560’a ula?t?. Y?ll?k 200 ton narenciye, 540 ton bu?day, 210 ton m?s?r üretip, günde bin ekmek ç?karan hükümlüler, marangozhane,  restoran i?letmesi, in?aat, alüminyum do?rama, torna tesviye ve demir atölyelerindeki faaliyetlerine devam etmektedirler.

Verimli Dalaman ovas?na kurulan bu cezaevinin giri? kap?s?na geldi?imizde içimizde de?i?ik duygular belirmeye ba?lad?. Acaba buras? nas?l bir yerdi, içerdeki hükümlüler neler yap?yordu, bize nas?l tepki vereceklerdi? Bu duygu ve dü?ünceler içinde giri? noktas?ndaki görevli arkada??n sorular?n? yan?tlay?p da cep telefonlar?m?z? teslim ettikten sonra giri? kap?s?ndan geçtik. Bir an için kendimizi ba?ka bir gezegene ???nlanm?? gibi hissettik. Giri? kap?s?ndan girmemizle bizi geni? ve uzun bir yol kar??lad?. Yolu biraz yürüdükten sonra, yolun solunda bir camii ve hemen yan?nda duran idare binas? bizi selamlad?. ?dare binas? sanki “Buran?n hâkimi benim” der gibiydi.  Yolun sa? taraf?nda ise tar?m aletlerinin özenle dizildi?i bir garaj vard?. Garajla beraber omuz omuza vermi? atölyeler diziliydi.  Geni? yolda yürümeye devam ederken önce tek tük sonra ise gruplar halinde yürüyen hükümlülerle kar??la?maya ba?lad?k. Her ne kadar ?a?k?nl???m?z? belli etmemeye çal??sak da onlar merakl? gözlerle bizlere bak?yorlard?. Kimisi yan?m?za yakla??p “Ho? geldiniz” diyor, kimisi de sanki ufka dalm?? bo? gözlerle bizi izliyorlard?.  Tedirginli?imizi anlam??lard? da bizleri biraz rahatlatmak için mi yoksa içlerinden geldi?i gibi mi davran?yorlard? anlayamad?k. Ama bizlere o kadar s?cak ve sevecen bak?yorlard? ki o içeriye giri?te hissetti?imiz duygu karma?as?n?n yava? yava? üzerimizden s?yr?ld???n? hissettik. ?dari binaya girerken birkaç hükümlü yan?m?za yakla?arak, az ötedeki kendilerinin yapt??? hediyelik e?ya sergi yerini gösterip, s?cak bir tebessümle “Ç?k??ta yan?m?za bekleriz” dedi. ?dari binan?n ikinci kat?na ç?karken koridorda kar??la?t???m?z çay oca??na bakan hükümlü ile selamla?t?k. Kurumun birinci müdürü Say?n Ali ?eref Kül bizi çok s?cak ve ayakta kar??lad?. Heyecan?m?z? gizlemek için hemen masan?n önündeki koltuklara ili?tik

Sosyoloji bölümü mezunu, yirmi üç y?ldan beri müdürlük göreviyle me?gul olan A. ?eref Kül’den kendisi ve cezaevi hakk?nda bilgi vermesini rica ettik.

“Dört y?ldan beri Dalaman’da birinci müdürlük görevini yap?yorum. Dünyadaki de?i?en sistem Türkiye’yi de etkiledi. Art?k cezaevleri sadece ceza infaz kurumu olarak de?il, mahkûmlar? hayata al??t?rmaya yönelik kurum haline geldi. Önceleri mahkûmlar günübirlik geçici i?lerle u?ra??rken cezaevlerindeki meslek kurslar? sayesinde gelece?e yönelik kendilerine yat?r?m yapmaya ba?lad?lar. Kapal? cezaevlerinde kalan tutuklular iyi halleri göz önünde tutularak geri kalan iki y?l?n? bu cezaevinde tamamlar.”

?eref Bey’den kurulan tiyatro grubuyla da ilgili merak?m?z? giderecek bilgiler istiyoruz : “Gitti?im her cezaevinde ilk önceli?im tiyatro grubu kurmak oldu. Bunun sebebi ise insan? en iyi anlatan u?ra??n tiyatro olmas?d?r. Grubu ilk kurmaya çal??t???mda hiçbir talep olmad?. ?lk denememde yetenekli olarak gördü?üm mahkûmlar? seçtim. Olu?an ilk grubun ba?ar?s?n? ve çabas?n? gören di?er mahkûmlar, okuma-yazma bilmeyenler dahi, gruba kat?lmak istediklerini söylediler. Ayn? zamanda ekibin di?er cezaevlerinde sahne almas? onlar?n tiyatroyla ilgilenmesini te?vik eden unsurlardan oldu.”

“Ba?ar?n?z?n sebebini nas?l ifade edersiniz?”diye sordu?umuzda üç kelime ile cevap veriyor: “Bilgi, özgüven ve ekip çal??mas?.” Her alanda ekip çal??mas?n?n önemli oldu?unu vurgulayan ?eref Bey aç?klamaya ?öyle devam ediyor: “Cezaevindeki mahkûmlara güvenerek onlara kendimizi kabul ettirdik. Buraya her türden ve her suçtan gelen insanlar?n, öncelikle idareye kar?? olan önyarg?lar?n? gidererek bu dü?üncelerden kurtulmalar?n? sa?lad?k.”diyor ve sözlerini sürdürüyor: “Zaman içinde insan sarraf? oluyoruz i?te. Ama bu meslekte önemli olan olaylar kar??s?nda h?zl? ve do?ru karar verebilmektir, ‘sonra dü?ünüp karar vereyim’ deme lüksünüz yoktur.”

“Mesle?inizin zorluklar? nedir?” diye sordu?umuz da ise ?u cevab? al?yoruz: “Koruma polisi olmadan d??ar?da dola?t???m tek cezaevi buras?. Bundan önce görev yapt???m yerlerde birçok s?k?nt?larla kar??la?t?m; ama zaman içinde insan, stresle ba?a ç?kmay? ö?reniyor. Ayr?ca her mahkûmun bir kitap, cezaevinde geçen her y?l?n bir akademik tecrübe de?erinde oldu?unu anlad?m. Ünlü suç bilimci Garafolu’ya göre ‘Suçluyu kaz?y?n alt?ndan insan ç?kar.’ sözü, cezaevlerini ve mesle?imi en iyi ifade eden parolamd?r.” Müdür Bey’in bu sözleri, bugüne kadar mahkûmlar üzerindeki dü?üncelerimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekti?ini fark ettiriyor.  “Suçluyu kaz?y?n alt?ndan insan ç?kar.” Acaba insan?n üzerini örten suç perdesine ne sebep olabilir? Sorusuna cevap ararken Müdür Beyin yan?ndan ayr?l?yoruz.

?dare binas?n? geçince bir futbol sahas? gözümüze çarpt?. Burada hükümlüler farkl? tak?mlara ait formalar? giymi? olmalar?na ra?men, birbirine döner b?çaklar?yla sald?ran fanatiklerin aksine sporun dostluk ve centilmenlik içinde, tak?mlar?n bir arada olabilece?i dersini veriyordu. Sahada kimi hükümlüler top oynarken, kimileri ise sanki o kapal? cezaevlerinden kalma bir al??kanl?k m?, yoksa dar ko?u?lardaki k?sa ad?mlara inat m? bilinmez bir a?a?? bir yukar? volta at?yorlard?. Nedendir ama bir an için ?ark?n?n sözleri dilimize doland?:

D??ar?da mevsim baharm??

Gezip dola?anlar varm??

Y?llar su gibi akarm??

Geçmiyor günler geçmiyor

Bu dizelerin sihrinden s?yr?larak foto?raf çekmeye karar verdik.  Elimizdeki foto?raf makinesini gören, adeta bize poz vermeye ba?lad?. Kimisi “En eski hükümlü benim, beni çekin” kimisi,  “Topa vururken beni çeker misiniz?” diyor kimisi ise voltas?n? b?rak?p poz verdi. Bir an için kendimizi eski Türk filmlerindeki fakir mahalleye gelen, gazeteciler gibi hissettik.

Futbol sahas?n?n yan?nda hükümlülerin ko?u?lar? ve yemekhaneleri vard?. Onlar?n arkas?nda ise uçsuz bucaks?z bir denizi and?ran seralar?n camlar? görünüyordu. Uzun ve geni? yolda yürümeye devam ettik ve hemen solumuzdaki çok amaçl? salonun önüne geldik. Burada hummal? bir çal??ma vard?. Mahkûmlar sahneleyecekleri “Kamyon” isimli oyunun provas?n? yap?yorlard?. Selam vererek yanlar?na yakla?t?k. Bizi çok s?cak ve samimi bir ?ekilde kar??lad?lar

Tiyatro ekibi oyuncular?ndan ?ükrü Bademk?ran’a cezaevine ilk girdi?indeki duygular?n? sordu?umuzda “?lk girdi?imde çok korkuyordum, filmlerde oldu?u gibi pala b?y?kl? adamlar, ko?u? a?alar?n?n bask?s?n?n olaca??n? sand?m. “Hayata tekrar nas?l döneceksin?” tedirginli?ini ya?ad?m, ancak bir sene sonra cezaevine al??abildim. Cezaevinde sab?r ve hayata dair her ?eyi ö?rendim. Bana göre Türkiye ?artlar?nda herkes en az alt? ay yatmal?,  öfkeyi kontrol etme ad?na.  Özgürlük ne kadar elden al?n?yorsa insan mutlu olmay? o kadar iyi ö?reniyor.”diyor. ?ükrünün ertesi gün tahliye olaca??n? ö?reniyoruz ve ç?kt???nda neler yapaca??n?, korkular?n?n olup olmad???n? soruyoruz. ”Arkamda destek olan ailem var. Deste?i olmayanlar için, tahliye olmak da çok zor bir durum. D??ar? ç?kt???mda en az üç ay bir meslekle u?ra?mayaca??m. Sonuçta cezaevi kendi içerisinde bir dünya ve insan?n ba?ka bir dünyaya al??mas? zaman al?r.” diyor ?ükrü. Tiyatroyla ilgili dü?üncelerini ifade etmesini istiyoruz. “Tiyatro kursunun aç?laca??n? ilk duydu?umuzda kimseden bir talep olmad?, herkesin tiyatro konusunda önyarg?s? vard?. Hatta benim için tiyatro önceleri  ‘racona ters’ iken, tiyatronun içine girdikçe ‘racon’  kalmad???n? çok rahat bir ?ekilde söyleyebilirim. Tiyatro sayesinde hayata daha pozitif bak?yorum. Çünkü büründü?ünüz her rol sizin için hayata dair bir ?eyler kat?yor. Tahliye olduktan sonra da tiyatroya devam etmek istiyorum.”diyerek tiyatro ile ilgili dü?üncelerini aç?kl?yor.

Ard?ndan Levent Ünal’a dönerek kendisini tan?tmas?n? istiyoruz. Levent Ünal gözleri uzaklara dalarak ba?l?yor konu?maya; “Almanya do?umluyum. Almanya’da Alman Dili ve Edebiyat? bölümü bitirdim.” Levent uzaklara gitti, Levent kayboldu, Levent sanki bir k?y?dan enginlere bak?yor… Marmaris’teki teknesiyle ilgilenmek onun vazgeçilmezlerindenmi?. Tam bir deniz tutkunu. Cezaevinde en çok özledi?i ?ey ise tabi ki “deniz”. Cezaevinde,  bahç?vanl?k bölümünde. Ailesiyle her gün telefonla görü?ebiliyor, ayr?ca dört ayda bir izne ç?kabilme f?rsat? da var. ’Tahliye oldu?unuzda yapaca??n?z ilk ?ey nedir?’ diye soruldu?unda: “Do?up büyüdü?üm yere, yani Almanya’ya gitmek…”

Yine tiyatro ekibi oyuncular?ndan biri olan Murat Akan’a dönüyoruz kendine güvenen bir tav?rla söze ba?l?yor; “Dalaman Meslek Yüksekokulu Sulama Teknolojileri bölümünde ö?renim görüyorum.”diyor. Bölümünde okul birincisi. Her gün okula gidebilme f?rsat? var. Kapal? cezaevinden aç?k cezaevine geçmeyi “at gözlüklerinden kurtulmak” olarak tan?ml?yor. Okula gitmekle ufkunun aç?ld???n? belirtiyor. Ayn? zamanda okul arkada?lar?n?n cezaevi konusundaki önyarg?lar?n? y?kt???n? söylüyor. Neden tiyatro? diye sorudu?umuzda ise daha önce de tiyatroyla u?ra?t???n? söyleyen Murat, cezaevi tiyatro ekibinin kurulmas?yla ilgili ?unu söylüyor: ”Tiyatro olu?umu, mahkûmlar için çok önemli. Halk?n gözünde o kötü bak??? kald?rmak ad?na önemli bir ad?m.” Dalaman Cezaevi tiyatro ekibinin, di?er cezaevlerinde sahneye ç?kt?klar?n? anlat?yor. Bunun yan?nda Van’da düzenlenen bir halk festivalinde de oyunlar?n? sergilediklerini ve oradaki insanlar?n onlara “mahkûm” olarak de?il, “tiyatrocu”, “sanatç?” olarak gördüklerini ifade ediyor.

?afak Y?ld?z’a daha sorumuzu yönetmeden ba?l?yor anlatmaya; “Evliyim, bir k?z?m var. Hayattaki en önemli varl???m k?z?m” derken, her ne kadar k?z?n?n özlemini bizlerden saklamaya çal??sa da,  gözlerindeki özlemi anl?yoruz. Nemli gözlerle anlatmaya devam ediyor.  Cezaevine girdi?inden beri e?i çal??mak zorunda kalm??. Fakat Dalaman Cezaevinin en önemli özelliklerinden olan meslek edindirme, ?afak için ailesini geçindirme konusunda güzel bir f?rsat olmu?. Cezaevi içerisinde pek bir harcamas? olmayan ?afak, kazand??? paray? hem kendi tahliyesi sonras? hem de k?z?n?n gelece?i için yat?r?m olarak görüyor. Cezaevi onun için sadece infaz kurumu olarak de?il, asl?nda tam anlam?yla “Terbiye Yeri” olarak anlam kazan?yor ve bu “terbiye yeri”nde insan?n en zor ö?rendi?i ?eyi, yani sabr? ö?rendi?ini söylüyor.

Daha sonra her sordu?umuz soruya cevap vermek için ileri at?lan Yi?it’e dönüyoruz. “Bana Apo da diyorlar Yi?it de. Siz hangisini isterseniz söyleyin” diyor. Bu merakl? gençten kendisi hakk?na bilgi vermesini istiyoruz. “Ben on alt? ya??nda hapse dü?tüm. Fen lisesinde okuyordum, hayalimde hep mühendis olmak vard? ama olmad?, buras? bana çok ?ey ö?retti. Berberlik, fayans dö?eme ustal???, bak?r i?lemecili?i, bahç?vanl?k vs. “Buradan ç?kt?ktan sonra geçim ve i?sizlik s?k?nt?s? çekmem ben. Ç?kt?ktan sonra neler yapaca??m? planl?yorum ve bir taraftan da yaz?yorum. ?imdiden üç ajanda doldu.” Bir an için Yi?it’in gözlerindeki ba?ar? sonras? p?r?lt?y? görüyoruz. “Mühendis olamad?m ama bir mühendis kadar para kazanaca??ma inan?yorum.” Bu sözler bizleri derinden etkiliyor. Yi?it hayata küsmek yerine yeni hayaller ve beklentiler içinde hayata yeniden sar?lm??t?. Bir taraftan da bize, her ne ko?ulda olursa olsun umutlar?n ve beklentilerin bitmemesi gerekti?ini ö?retiyordu.

De?i?ik duygular içinde çok amaçl? salondan ç?k?yoruz ve iki gardiyanla kar??la??yoruz. Bizleri selaml?yorlar ve “Çay ikram edelim” diyorlar, ama bizler ayaküstü muhabbete ba?l?yoruz. Mesleklerinin zorluklar?n? sordu?umuzda kapal? cezaevlerine göre burada daha çok risk alt?nda olduklar?n? belirtiyorlar.  Çünkü mahkûmlar?n kendilerine zarar vermek istediklerinde bunu daha kolay yapabileceklerini söylüyorlar. “Ama çok ?ükür bugüne kadar böyle bir olayla kar??la?mad?k” diyorlar ve sözlerine baz? televizyon dizilerinde   gardiyanlar?n ve cezaevlerinin toplumun gözünde kötü gösterildi?ini, asl?nda böyle bir ?ey olmad???n? söylüyorlar.  “Cezaevinin giri? kap?s?ndaki piliç restoran?m?z çok ünlüdür. Tavuklar?n yeti?tirilmesi, bak?m? ve restorana getirilip insanlara sunulmas? tamamen hükümlüler taraf?ndan yap?lmaktad?r.” diyorlar. Ç?k??ta bu piliç restoran?na u?ramaya karar veriyoruz. Gardiyanlar?n bu s?cak ve samimi sohbetine istemeye istemeye son vererek ç?k?? kap?s?na do?ru yürümeye ba?l?yoruz. Mahkûmlar?n kendilerinin yapt??? ve satt??? küçük hediyelik e?yalar?n sergilendi?i yere u?ruyoruz. Buras? küçük bir köy bakkal?n? and?r?yor, ama fark? hediyelik e?yalar sat?l?yor. Buradan kendimize her elimize ald???m?zda buray? hat?rlatmas? için bir anahtarl?k alarak ç?k?? kap?s?n?n yolunu tutuyoruz.

Art?k cezaevinden ç?kmak zaman? geldi. Sanki yüre?imizin bir yar?s?n? da burada b?rak?p gidiyormu?uz gibi hissettik bir anda. Oysaki ne duygularla gelmi?tik buraya. Ama bu duygular k?sa süre içerisinde tamamen de?i?ti. Müdür beyin söyledi?i “Her mahkûm bir kitap, her geçen sene bir akademik tecrübe” sözü akl?m?za geliyor. Bu kadar k?sa zamanda ne çok kitap okumu?, ne kadar ?ey ö?renmi?tik. Yi?it’in yitip giden hayallerine ra?men yeni hayaller kurmas? ve bunlara s?k? s?k?ya sar?lmas?… ?afak’?n burada ö?rendi?i meslek ve bu meslekten kazand??? paray? hem kendi tahliyesi sonras?, hem de k?z?n?n gelece?i için yat?r?m olarak görmesi… ?ükrü’nün “Özgürlük ne kadar elden al?n?yorsa insan mutlu olmay? o kadar iyi ö?reniyor.” sözleri kulaklar?m?zda ç?nl?yor. Kendimizden ba?ka insanlar?n,  ba?ka mekânlar?n fark?ndal???na var?yoruz. Art?k bugünden sonra dünyaya apayr? bir gözle bakmaya ba?layaca??m?z? anl?yoruz.

Cevapla