Pazar,16,Eylül,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2010 » 2010 Üçüncülük Ödülü Kazanan Röportaj

2010 Üçüncülük Ödülü Kazanan Röportaj

2010_ucuncu

Gelini Öldüren Ölüyor Mu?

Güne?li bir pazar ö?leden sonras?nda ö?retmenimizi de alarak Kemer beldesine do?ru yola ç?kt?k. Daha önceden haberle?ti?imiz Seydiler köyü muhtar? Mehmet Güven ile Kemer’de çar??n?n içinde bulu?tuk.

Mehmet Bey; otuz be? ya?lar?nda, alçakgönüllü, köyü için bir ?eyler yapmaya çal??an ve bir el sanat?n?n yok olmamas? için çaba gösteren biri.

Mehmet Bey, önce köyü gezelim, dedi. Bunun üzerine Seydiler köyüne gittik.

 

Dilay-Dorukhan: Muhtar?m, bize köyünüzü tan?t?r m?s?n?z?

 

Muhtar: Köyümüzün kesin olarak kurulu? tarihini bilmemekle birlikte eski camimizin üzerindeki yaz?dan, caminin sekiz yüz y?ll?k oldu?unun görüyoruz. Peygamber soyundan gelenlere biliyorsunuz “seyit” denir. Köyümüzün bu ki?iler taraf?ndan kuruldu?unu biliyoruz. Köyümüzün eski ad? da zaten Seyitler’dir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de ayn? isimle an?lmaktad?r. Ad?na röportaj yar??mas? düzenlenen Yunus Nadi bu köylüdür, bu köyde do?mu?tur. ?sterseniz do?du?u evden bir y?k?nt?y? gösterebilirim.

Dilay-Dorukhan: Peki, Yunus Nadi’nin akrabalar?ndan kimse var m? burada?

Muhtar: Olmaz m?, tabi var.  Sadece o de?il. Bu köy gazeteci ç?karmaya al??k?nd?r. Örne?in Milliyet gazetesindeki Ece Temelkuran da bizim köylüdür. Biraz sonra Seydiler kilimi ile ilgili görü?meye gidece?iniz Saniye nine de bu gazetecinin büyük teyzesidir. ?sterseniz camimizi ve köyümüzü ?öyle bir gezip ben sizi Saniye ninenin yan?na götüreyim.

 

Köyün sekiz yüz y?ll?k camisi bir onar?mdan geçmi?. Bir k?s?m yeri yeni malzemelerle onar?lm?? ama kap? çok eski ve bir sanat eseri. Caminin avlusunda her sene Kadir Gecesi’nde, sahur vaktine kadar oturulur, sahur yeme?i yendikten sonra da??l?n?rm??. Yunus Nadi’nin do?du?u evin kal?nt?lar?n? da gördük. Bir duvar kalm?? sadece. O duvarda bir y?k?k ocak… Sanki yeniden duman? tütüverecek. Ba?ka memleketlerde olsa o ev Cumhuriyet tarihinin bir belgesi gibi korunur, büyük olas?l?kla müze olurdu.

Buralar? da gezdikten sonra köyde art?k çok az kalm?? kilim tezgâhlar?n?n birine, seksen üç ya??ndaki Saniye ninenin evine vard?k. Tek katl? bir eve üç basamakl? bir merdivenden ç?kt?k. Salon olarak da kullan?lan küçük bir giri?in bir taraf?nda Saniye nine kilim tezgâh?n?n ba??nda tahta tokma??yla ya??ndan beklenmeyen bir kuvvetle ipliklerin üstüne üstüne vuruyordu.  Kilim a?ac? dedikleri dokuma tezgâh?nda sar?l?, ye?illi, k?rm?z?l?, mavili, siyahl? yar?m bir kilim duruyordu. Saniye nine kal?n caml? gözlükleri, beyaz dastar? ile kilimdeki renklerin aksine ya??n? yans?tan bir sadelikle bize bak?yordu. Daha önceden haberi oldu?u için ola?an bir sesle “ Ho? geldiniz.” dedi. Arkas?ndan iki o?lu da ayn? sözü tekrarlad?.

Dilay-Dorukhan: Ho? bulduk. Saniye nine bizi kabul etti?iniz için te?ekkür ederiz. Bize biraz kendinizi tan?t?r m?s?n?z?

 

Saniye nine: Ad?m Saniye Durmaz. Seksen üç ya??nday?m. ?ki o?lum ve gelinimle birlikte ya??yorum. Ya?ay?p gidiyoruz i?te.

 

Dilay-Dorukhan: Peki, Ne zamand?r kilim dokuyorsunuz?

 

Saniye nine: Genç k?zl???mdan beri kilim dokurum. Y?l?n? bilmem, siz hesap edin gayr?.

 

Dilay-Dorukhan: Kilim dokuma i?ini bize biraz anlat?r m?s?n?z?

 

Saniye nine: Dokumaya geçmeden evvel daha çok i?i var k?z?m bunun. Öyle her ipten olmuyor bir kere. Önce ta çobanlara gideriz, çobanlardan koyun yünü al?r?z. Ald???m?z yünü y?kar?z. Koyun yay?l?rken tüylerine bula?m?? ve yap??m?? diken gibi ?eyleri temizleriz. Y?kanan tüyleri serip kuruturuz. Sonra de?etleriz. (de?etlemek: Birbirine yap???k yün parçalar?n? el ve parmak yard?m?yla ay?rmak, kabartmak.) ?p haline getirmek için tengerek ile e?iririz. Tengerekte e?rilen ipin kal?nl??? çok önemlidir. Çok kal?n olursa ?stara gelmez. E?irdi?imiz ipi güzelce yumak yapar?z. Sonra boyar?z.


Dilay-Dorukhan: Nas?l boyuyorsunuz?

Saniye nine: O?lum, eskiden kök boya ile boyard?k.

Dilay-Dorukhan: Kök boya nedir?

Saniye nine: Baz? a?ac?n, bitkinin kökü kaynat?l?nca bir renk verir. ?imdi ne benim da?dan kök toplayacak halim var ne de kök boya ile ip boyayan var.

Dilay-Dorukhan: ?imdi nas?l boyuyorsunuz?

Saniye nine: O?lanlar haz?r boya al?p geliyor. Kendimiz boyar?z.

Dilay-Dorukhan: Haz?r boya alaca??n?za renkli ipler var. Onlar? kullansan?z sizin için de kolayl?k olur.

Saniye nine: Az sonra içeride görürsünüz. Kendi boyad???m?zla onun aras?nda da?lar kadar fark var. Haz?r ip bomboz durur. Öteki yald?r yald?r parl?yor.
Dilay-Dorukhan: Peki… Siz nas?l boyuyorsunuz ki parl?yor?

Saniye Nine: K?z?m biz içine bir sürü ?ey koyuyoruz. Hem bir rengi bulmak için iki üç rengi kar??t?r?yoz.

Dilay-Dorukhan: Neler koyuyorsunuz içine?

 

Saniye nine: Mavr?(ceviz ye?ilkenki etli kabu?unun kurutulmu? hali),?ap, tuz koyuyoruz. Mavr? soldurmaz, parlat?r. Söz gelimi ye?il rengi yapabilmek için k?rm?z?, ye?il, beyaz boyay? kar??t?r?yoruz. Bir süre kaynad?ktan sonra portakal sar? koyuyoruz. O ye?il boyan?n suyuna en son siyah boya, yine mavr?, tuz ve ?ap koyup kaynat?yoruz. ?pi içine band?r?p belli bir zaman tutuyoruz, boyam?? oluyoruz.
Dilay-Dorukhan: Yani dokumaya haz?r hale mi geliyor?

Saniye Nine: Yok k?z?m yok. Daha nere? ?p ve pamuk al?yoruz. Bunu bir ki?i bir tarafa, bir ki?i öbür tarafa geçip zincir ediyoruz. Sonra toplam iki yüz s?ra ipi kilim a?ac?na geriyoruz. Buna ?star deniyor. Üste iki tane kaz?k sokuyoz. Bununla ipleri gerdiriyoruz.

 

Saniye nine anlatmaktan m? yoruldu ne birden : “Ben size dokudu?um kilimleri gösterem.” dedi ve iç taraftaki bir odaya do?ru yöneldi. Bu s?rada yan?m?za kocaman b?y?klar?na ra?men çocuk gibi güleç yüzlü tertemiz bakan o?lu Süleyman a?abey geldi. Saniye nine anlatmaktan usanm?? görünüyordu fakat Süleyman a?abey tam tersi anlatmak için can at?yordu. Daha biz sormadan ba?lad?.

Süleyman a?abey: Anam kilim dokurken ben kahvede çal???rd?m. Bazen ipleri örmesine yard?m ederdim. Bir gün anam?n dokudu?u namazl?kta namaz k?larken, gözüm tak?ld? ve kendi kendime “Ben de yapabilirim, ben de dokuyabilirim.”dedim hemen kilim a?ac?n?n ba??na geçtim(Gülüyor)

 

Dilay-Dorukhan: Vay can?na çok ilginç. Peki, Süleyman amca nas?ld? ilk deneyim, ne dokumaya ba?lad?n m?? Hemen yapabildin mi?

 

Süleyman amca: Anam?n dokudu?u namazl?ktan dokumaya ba?lad?m. Çok kolay olmad? asl?nda. Bir yerleri hep yanl?? yapard?m annem de bana hep k?zard? ve “Yanl?? yapt?n sök hemen” derdi. Sökerdim ve ba?tan yapmaya ba?lard?m. Bu bir süre böyle devam etti. O söktürdü ben yapt?m o söktürdü ben yapt?m(Tekrar gülüyor). Sökerek ö?rendim yani. Ama azimle ba?ard?m ve bir daha sökmeden bitirdim namazl???m?. Dokurken ?imdi ho?uma da gidiyor. Bazen ilmiklere bakmaktan gözlerim görmez oluyor. Kör mü oldum acaba diyorum kendi kendime. Bir süre uzaklara bak?yorum. ?lmikleri görmeye ba?lay?nca tekrar dokumaya ba?l?yom. Eskiden kahveci derlerdi bana ?imdi ise herkes “Kilimci” diyor. Annemi de geçtim art?k. Ben tek parma??mla dokuyabiliyorum, annemse iki parma??yla anca yapabiliyor.(Gülüyoruz)

 

Süleyman amca anlat?rken Saniye nine kilimleri getirdi. Biz de o emek kokan motiflere bakakald?k. Her biri o kadar özenle dokunmu?tu ki Saniye nine’ye olan sayg?m?z bir kat daha artt?.

Dilay-Dorukhan: Saniye nine, birçok kilimde ayn? motifleri i?lemi?sin. Bunun bir nedeni bir s?ras? var m?? 

Saniye nine: Valla k?z?m, ben anamdan böyle ö?rendim. O?ullar?ma da böyle ö?rettim. Ben bildim bileli hep ayn? motifler.

Eline ald??? kilimin motiflerini teker teker göstererek bize aç?klamaya ba?lad?.

Saniye nine: O?lum, kilimin en alt?ndakine çubuk diyoz. Sonra s?ras?yla G?ran(kenar) taba??, gelin öldüren, çakmac?k, yant?r, k?vr?m, alk?vr?m, t?rnakl? ve ortadaki motif de palab?y?k.

Dilay-Dorukhan: ?simler ne kadar ilginç. Neden gelin öldüren demi?ler, biliyor musunuz?


Saniye nine: Bu nak???n dokumas? zordur. Herkes kolay kolay bu ?ekli veremez. Gelin k?z tecrübesizdir. Kendini gelin gitti?i eve be?endircem diye bu nak??? ç?karmak için u?ra??r. Olmaz, söker bir daha u?ra??r. Zor oldu?undan gelin öldüren demi?ler.

 

Dilay-Dorukhan: Vallahi Saniye nine, biz de gelin bu nak??? dokurken öldü zannettik.

 

Saniye nine: Bir de her k?z?n çeyizine bir kilim kondu?undan k?zlar belki de bu nak??? çok be?enirler. Ondan da denmi? olabilir.

 

Saniye nine bir yandan konu?uyor bir yandan o kocaman kocaman kilimleri hiç zorlamadan kald?r?yor, tek tek aç?yordu. Biz de bu s?rada gösterdi?i kilimlerin foto?raflar?n? çekiyorduk. Bir an kendimizi belgesel yap?mc?s? gibi hissettik. Gerçekten motifler, renkler do?adan bir parça gibiydi. Kimi yerde yemye?il tepeler, tepelerin aras?ndan akan mavi sular…

Biz renklerin büyüsüne kap?lm??ken neden sonra Saniye ninenin bize seslendi?ini fark ettik: “K?z?m, bunun dokumas? kadar önemli olan da saklamas?d?r. Çünkü bunu güve yiyiverir. Hem fark etmezsin bile. Açar bir bakars?n pinçik pinçik olmu?. Belli bir mevsimi vard?r, o mevsimde naftalinleriz. Naftalinlemeden bir gün önce de ak?ama kadar günletiriz.(güne?e sermek) Sonra içine kekik, nane serperiz. Belli bir ?ekilde düreriz. Yüklü?e koyar?z. Kekik ve nane kilimin naftalin kokmas?n? önler, kilimi açt???n?zda kilim burcu burcu kokar.”

Biz kilim dokuman?n bir sanat oldu?unu biliyorduk ama saklamas?n?n ayr? bir sanat oldu?unu bilmiyorduk. Me?er atalar?m?z ne kadar incelikliymi?.

Saniye nine kilimleri açarken her birini ayr? bir isimle tan?t?yordu. Merak ettik sorduk.

Dilay-Dorukhan: Bu kilimlerin ad? da m? var?

Saniye nine: Olma m?? Alara, farda, çap?tl?. Farda en de?erli olan?d?r. Sonra alara. Çap?tl?; at?lacak kuma?lar?, bezleri makasla ?erit ?erit keseriz. Onu tezgâhta dokuruz. Buna çap?tl? deriz.

Kilim tezgâh?n?n yan?nda a?açtan yap?lm?? bir nesne gördük. Biz ne diye bakarken Süleyman amca:

“Tokmak o, tokmak.” dedi. Bu s?rada Saniye nine: “O tokmak her a?açtan olmaz. Ya arm?t ya sandal a?ac?ndan olur. Emme gullanmayoz gar?. Demirden yap?lan? var. O daha iyi. Tahta tokmak iyice s?k??t?rmayor. Arada ?star görünüp duruyor.”

Dilay-Dorukhan: ?imdi Saniye nine gelelim as?l meseleye. Bu kilimleri satabiliyor musun? Para kazanabiliyor musun? ?lgilenen var m??

 

Saniye nine: Arada turistler geliyor. Sizin gibi elinde bi makine. Foto?raf çekip gidiyorlar. Bir de baz?lar? bu bizim kilimlere merakl?. Onlara dokuyuveriyoruz.

 

Dilay-Dorukhan: Para kazanabiliyor musunuz? Senin, o?lanlar?n?n geçimini bununla sa?layabiliyor musun?

 

Hüseyin amca: Para kazanmaya kazan?l?r da. Yapa??(koyun yününün ham hali) çok pahal?. Yedi kilo yapa??dan bir kilo yün ç?k?yor. Ço?u zaman kirli oluyor o kadar bile ç?km?yor. Bir farda kilimin dokumas? malzeme hariç 800 lira. Namazl?k 150. ??çilik kadar malzeme paras? da tutuyor. Hesapla i?te. Bir kilimi bir ki?i k?rk be? günden önce dokuyamaz. ??te biz iki üç ki?i oldu?umuzdan ne onduruyor ne öldürüyor. Geçinip gidiyoruz.

 

Saniye nine: “ O?lum bunun paras?ndan de?il. Al??kanl?k oldu gari. Altm?? be? senedir dokuyorum. ?nsan?n derdini dü?üncesini al?yor bu. Gençli?imizde tezgâh?n ba??nda türkü söyleye söyleye dokurduk.” ?imdi söylemiyor musunuz diye sorunca : “ Ya?land?k gari.” Gülerek : “?lahi söylüyoz.” dedi.

Ard?ndan muhtar sözü ald?: “Bu kilim insana do?umundan ölümüne kadar laz?md?r. Eskiden bu kilim olmadan çeyiz olmazd?. Her insan öldü?ünde nas?l kefenlik beze sar?l?p gömülüyorsa eskiden her cenaze evden mezarl??a bu kilime sar?larak götürülürdü. Cenaze defnedildikten sonra ihtiyaç varsa camiye ba???lan?rd?. Bu dokumalar sadece kilim olmaz. Tarlada gübre atarken heybe olarak kullan?l?r. ?imdi genç k?zlar çanta olarak s?rt?na as?n?yor, el çantas? olarak kullan?yorlar. Fakat art?k eskisi gibi bu dokumaya ra?bet yok. Ra?bet olmay?nca da insanlar ö?renmiyor. Allah gecinden versin halamgil gibiler ölürse bu nak??lar da unutulup gidecek. ?imdi köyde bo? bir arazi var. Eskiden harman yeri diye kaydetmi?ler. ?imdi Özel ?dare’den oray? al?p köydeki tezgâhlar? buraya toplay?p hem bu kilimin üretildi?i hem de sergilenip sat?ld??? bir yer yapmak istiyoruz. ?n?allah sizin bu röportaj da fayda sa?lar.” Biz de gülümseyerek: “?n?allah”dedik. Gerçekten de in?allah…

Kilimlerin büyüsü, Saniye nine ve o?ullar?n?n samimiyeti aras?nda zaman kavram?m?z? kaybetmi?tik. Oras? bamba?ka bir dünyayd? sanki. Rengârenk motiflerin arkas?nda yatan o narin ellerin sahibi… Y?llar?n getirdi?i yorgunlu?un yüzündeki k?r???kl?klara yans?mas?na ald?rmadan s?cac?k bak??lar?yla gülümseyen ve o?ullar?na da bu mesle?i ö?reterek geçimini sa?lamaya çal??an bir kad?n…

Neden sonra ö?retmenimizin gitme vaktini hat?rlatmas?yla kendimize geldik. O rengârenk dünyadan ayr?l?p gerçek dünyaya dönmek zor olmu?tu bizim için bu yüzden biraz daha kalamaz m?y?z dercesine bakt?k ö?retmenimize. Ö?retmenimizde bize olmaz dercesine bir bak?? att?ktan sonra o nadir, el eme?i göz nuru dedikleri kilimlere son kez dokunup bakt?k. Saniye nineye Süleyman amcaya, büyük o?lana bizimle röportaj yapt?klar? için ve Muhtar Mehmet’e de bize yard?m etti?i için çok te?ekkür ederek kap?ya do?ru yöneldik. Bir ?eyimizi unuttuk mu diye geriye bakt?k ayn? anda. Birimizin elinde foto?raf makinesi birimizde not defteri hiçbir ?eyi unutmam??t?k asl?nda. Sadece o dünyaya son kez bakabilmek için bahane ar?yorduk. En sonunda arabaya binebildik. El sallayarak uzakla?t?k.

Arabadayken kafam?zda bir sürü soru vard?, kendi kendimize dü?ünüyorduk. Yar?s? y?k?lm?? bir evin ?imdilerde teras diyebilece?imiz bir yerinde, kilim tezgâh?n?n ta? duvarlara tutturulmu? a?aç parçalar?n?n aras?ndan Saniye ninenin on be? ya?lar?nda söyledi?i türküler kula??m?za gelir gibiydi. Saniye nineler bu dünyadan gittikten sonra o eski evin y?k?nt?lar? aras?ndaki an?lar, sesler, türküler gibi unutulup gidecek mi bu de?erli el sanat?? Yoksa Cumhuriyet’in kahraman ayd?nlar?ndan Yunus Nadi’nin evi gibi y?k?lacak, yok mu olacak?

Nas?l olur da bu kadar de?erli el sanat?m?z unutulur giderdi? Nas?l olur da insanlar bu el eme?i, harika motifleri olan kilimler yerine fabrika i?i, s?radan, sanat de?eri olmayan hal?lar? seçerdi?  Nas?l olur da insanlar art?k kendi kültürlerinden, kendilerinden olan de?erli ?eyleri unutup “moda” diye ba?ka ?eyler al?rd?? Bunlar kafam?zdaki soru i?aretlerinin bir kaç?yd?? ?kimiz de endi?eliydik, bu el sanat?m?z?n bu kültürümüzün yok olmas?n? istemiyorduk.

Röportaj s?ras?nda en çok merak etti?imiz “gelinöldüren” nak???yd?. ?imdi merak?m?z  “gelinöldüren” ölüyor muydu? Bizim, muhtar?n hatta Saniye ninenin çocuklar?n?n çabas? ölmesin diyedir. “Gelinöldüren” in ya?amas?na bir ufac?k katk?m?z olursa ne mutlu bize…

Cevapla