Cumartesi,13,Ocak,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2011 » 2011 – Edebiyat Ruhumuzu Dekore Eder

2011 – Edebiyat Ruhumuzu Dekore Eder

edebiyat_ruhumuzu_dekore

Fethiye’de bir ö?le vakti… Elimizde not defterlerimiz ve foto?raf makinemiz… Önceden kararla?t?rd???m?z yerde bulu?mu?uz ve bir röportaj gerçekle?tirmek için gerekenlere sahip olup olmad???m?z? son bir kez kontrol ediyoruz: K?rtasiye malzemelerimiz tamam, makinemiz röportaj?m?z? belgelemeye haz?r, röportajc?l?k arzumuz ve Fethiye’deki kitapç?n?n serencam?na ???k tutma hevesimiz de yan?m?zda.

?ki bin on y?l?, birçok aç?dan sanat ve edebiyata kafa yordu?umuz bir y?l olmu?tu ve bizimki gibi sanata yatk?n olsa da ?artlar? herkesçe malum bir ?ehirde, sanat ve özellikle edebiyat ad?na i?lerin nas?l yürüdü?ünü az buçuk ö?renmi?tik. ?nsan? de?i?tirip geli?tirecek en önemli zihinsel arac?n kitap oldu?una inanc?m?z çoktan peki?ti?i için en büyük meselelerimizden biri de yak?n çevremizi daha çok okumaya nas?l te?vik edebiliriz, olmu?tu. Bunun yan?nda yine çoktand?r fark?ndayd?k ki bizi iyi kitapla bulu?turan ve belle?imize ?ekil veren en önemli i? kolu kitapç?l?k. Böylece kitapç?l??? tan?mak için ç?km?? oldu?umuz yolculuk da ba?lam?? oldu. Bize bu bilgiyi en do?ru ?ekliyle sa?layacak ki?inin al??veri? etti?imiz kitapç? oldu?unu dü?ünüyorduk.

Haz?rl???m?z?n tamam oldu?una inan?nca, bulu?ma yerinden Ula? A?abeyimizin mabedi olan kitapç? dükkân?na geçiyoruz. Kitapç? dükkânlar?n?n havas? yaz?n oldukça ferahlat?c?, k???n ise oldukça iç ?s?t?c?d?r. Bunun dünyan?n her yeri için geçerli oldu?unu savunmakta, kendi ad?m?za güçlük çekmiyoruz. Daha dükkâna girer girmez, aç?k zihinlerin s?cakl???yla bizim de kemiklerimiz ?s?n?veriyor. Ula? A?abeyimizde her zamanki kitapç? samimiyeti… Hiçbir yabanc?l?k, hiçbir ‘d??ar?’ havas? yok dükkânda; sanki evlerimizden ç?km???z, biraz sokaklarda dola??p yeniden evimize girmi?iz gibi. Yine de s?cakl??a fazlaca kap?lmay?p bir an önce murad?m?z? yerine getirmeyi ak?l ediyoruz ve zaten sorular? beklemekte olan Ula? A?abey’e hikâyesini soruyoruz: Ula? A?abey nereden gelmi?tir, kitapç?l?ktan evvel nas?l bir yolda yürümü?tür ve nihayet, nas?l kitapç? olmu?tur?

“Ben buraya doksan sekiz y?l?nda, Tunceli’den geldim.” diyerek anlatmaya ba?l?yor, anlatma co?kusundan çok keyifli bir sohbete ba?lad???m?z? anlamam?z zor olmuyor. ”?ki y?ll?k turizm – otelcilik kazanm??t?m. Ayn? dönemde üniversite kazand???m?z bir arkada??m da Ankara’da kitapç?l?k yap?yordu. Bir gün onu ziyaretimden dönü?te bana okumam için Irvin Yalom’un ‘Nietzsche A?lad???nda’ adl? kitab?n? verdi. Kitaptan çok ho?land?m ve derken arkada??m her haftasonu kitap yollamaya ba?lad? bana. Sat?c? olmadan önce okuyucusu oldum yani. Sonra dü?ündüm, neden ben de Fethiye’de, sokaklarda kitap satmayay?m? Çünkü biliyorum, o da orada küçücük bir tezgâhta kitap sat?yor. Gittim, belediyeden izin istedim. Belediye de izin verdi. Açt?m tezgâh?m?. Biraz okul, biraz kitapç?l?k… Derken fark ettim ki bu meslekte kendimi bulmu?um, turizm hiç de bana uyan bir sektör de?il, okulu b?rakt?m. Tezgâh? büyüttüm. Sonra bir süreli?ine memlekete dönmem gerekti. Fethiye’ye geri geldi?imde Karga ad?nda bir dükkân açt?m. Askere gidip geldikten sonra da Ayr?nt?’n?n maceras? ba?lad?.”Cevab?n içeri?inden memnun, soruyoruz Ula? A?abey’e, buraya gelmekteki en temel amaç okumakt? yani, öyle mi? “Öyleydi. Lâkin ?imdi de ba?ka türlü okuyoruz.” diyor, gülüyor. ?ansl?y?z ki dükkân sakin, çok mü?teri yok ve biz de rahat rahat sohbet edebiliyoruz. “E tabi, kitapç?l??? seviyorum. Zaten sevmeden yap?lacak bir meslek de?il çünkü maddi olarak çok bir getirisi yok. Mesle?i güzel yapan ?ey insanla olan ileti?im, kitapla olan ileti?im… Bunun yan?nda sanat?n di?er alanlar?nda da var olmaya çal???yorum. Film sat?yorum, müzik sat?yorum, resim sat?yorum… Bunlar?n hepsi benim zaten sevdi?im ?eyler. Güzel insanlarla, güzel yazarlarla tan???yorum. ?nsanlara bunlar? öneriyorum, insanlar bunlar? be?enince gelip bana te?ekkür ediyorlar ki benim gönlümü as?l ho? eden ?eyler bunlar.” Bu arada birkaç mü?teri geliyor, Ula? A?abey bir süre onlarla ilgileniyor. Mü?teriler gidince bize çay içmeyi öneriyor, biz de hay?r demiyoruz haliyle.

 

 

Çaylar geliyor ve konuyu biraz daha geni?letip okuyucuya, Fethiye’nin okuyucusuna getirmek istiyoruz.“Fethiye, dünyadan çok da farkl? ?eyler okumuyor aç?kças?. New York’ta çok satanlar listesine giren kitaplar, ?stanbul’da, Ankara’da ve dolay?s?yla Fethiye’de de çok satan oluyor. Tabi okuyucular salt çok satan kitap okumuyor, gerçek anlamda farkl? zevkleri, farkl? felsefi yönelimleri olan, kendi ara?t?rmalar?ndan yola ç?k?p benden kitap talep eden mü?terilerim de oluyor.” diyor Ula? a?abey ve aya??m?z u?urlu gelmi? olacak ki, birkaç mü?teri daha giriyor dükkândan içeri. Biz çaylar?m?z? içiyoruz, birer dergi al?p kar??t?r?yoruz ve mü?teri gidince konuyu hat?rlatmak ad?na, bizim de merak etti?imiz buydu zaten, insanlar gerçekten okumak istediklerini mi sat?n al?yorlar yoksa medyan?n okumalar?n? istedi?i ?eyleri mi sat?n al?yorlar, diyoruz. “Medyan?n etkisi elbette büyük fakat iyi kitaba ula??lmas? konusunda biz kitapç?lara da görev dü?üyor. Mü?teri bizden yönlendirme talep etti?inde çok güzel kitaplar önerme ?ans?m?z var onlara. Örne?in Küçük Prens’i önerebilirsin mü?terine. Yediden yetmi?e herkesin hayatla ilgili baz? sorulara cevap bulabilece?i bir kitapt?r o. Mart?’y? önerebilirsin örne?in… Örnekleri ço?altmak mümkündür.” diye yan?tl?yor ve hemen ekliyor: “Edebiyat?n, kitaplar?n i?levi de biraz odur zaten. Ruhumuzu dekore etmesi yani. ‘Bir kitap okuyunca hayat?m?z?n de?i?mesi’ gerekmez ille de, bazen sars?lmak da ilerlemek için yeterli bir itici güç olabilir.”

Çok satanlar okuma kültürü yaratmak ad?na yararl? olabilir mi sence, diyoruz. “Çok iyi yazarlar da çok satan olabilir. ?hsan Oktay Anar da çok sat?yor mesela. Çok satan e?ittir kötü kitap demek de yanl?? bir yerde. Klasikler de ço?unlukla kendi zamanlar?n?n çok satanlar? olmu?lard?r. Yine de a?ina oldu?umuz anlam?yla çok satanlar, insanlar?n alg?lar?n? geli?tirmek ad?na iyi tabi. Derler ya insanlar üç yüz kelimeyle konu?uyor filan diye, i?te bu üç yüz kelimeye be? kelime daha ekleyebilmeyi sa?l?yorsa bu kitaplar da iyidir. Hem, kitap olgunluk i?idir. Basamak basamak ilerlemekte fayda var. Her yazardan bir Dostoyevski tad? bulamazs?n zaten. Hem diyorum ya, kitapla sars?lmak dahi iyidir. Kitap da bir endüstri oldu, zaman zaman trendleri de?i?iyor. Tüm bunlarla birlikte, çok satanlar kitapç?l???n ya?amas? ad?na iyidir, diyebiliyorum. Böylelikle dolayl? yoldan çok satanlar iyi kitaplar?n en az?ndan raflarda olmas?n? sa?l?yor. S?rf kitapç? dükkân?n?n onuru ad?na, sat?lmayacaklar?n? bile bile tuttu?um kitaplar, çok satanlar sayesinde oradalar.” diye yan?tl?yor. Sözü klasiklere getirmen iyi oldu, diyoruz. Okullar?n klasik romanlara yakla??m?n? nas?l buluyorsun? “Dedi?im gibi, kitap olgunluk i?i. Do?rudan a??r klasik yap?tlarla okuma yapmaya ba?lamak da çok do?ru olmayabilir. Zaten okullarda orijinallerine ula?mam?z da zor oluyor o yap?tlar?n, elli – altm?? sayfal?k sadele?tirilmi?lerini okuyabiliyoruz.”

Son sorularla birlikte, konu?ma bir yerinden ilerlemeye dokundu?una göre, biz de röportaj?n büyük meselelerinden biri olan kitap ve toplumsal ilerleme aras?ndaki ba? meselesine getiriyoruz sözü. “Biz kitaplarla çok ha??r ne?ir olan bir toplum de?iliz. Kitaplar?n yasakland??? ve hatta yak?ld??? dönemler ya?ad?k. Dünya klasiklerinin bile yak?ld??? dönemlerdi onlar. Toplumun kitapla ili?kisi de bundan etkilendi do?al olarak. E okumayan bir toplumda da baz? ?eylerin, hatta birçok ?eyin ters gitmesini normal kar??lamal?. Turgenyev, ‘Babalar ve O?ullar’?n yaz?l?? sürecini anlatt??? makalede Goethe’den bir al?nt? yap?yor, akl?mda kald??? ?ekliyle ?öyle: ‘Elini insan hayat?n?n en derinine sok./Herkes orada olan ?eyler ya?ar asl?nda / Ama çok az? bilir bunu.’ Ve ard?ndan diyor ki ‘?nsan? en çok özgürle?tiren ?ey bilgidir. Özgürlü?e de en çok ihtiyaç duyan alan sanatt?r. O yüzden saray Rusças?’nda bile sanattan özgür sanatlar olarak bahsedilir.’ Burada girift, zincirleme bir özgürle?meden bahsediyor asl?nda. Yani bilen özne özgürce sanat yap?yor ve bu bilgiyi sanat? arac?l???yla payla?t???ndan, sanat?n? izlenilmeyenleri de özgürle?tirmi? oluyor. Kitab?n birey ve toplum ad?na önemi için bundan öte bir ?ey söylemeye gerek yok.” Mesela Avrupa ülkesi olmak iddias?nday?z, diyoruz. Hemen ard?ndan ekliyor: “Ama çok da kitap okudu?umuzu söyleyemeyiz. Fethiye’nin nüfusu 70.000, köyleri de i?in içine katarsak 130.000 civar? bir rakam elde ediyoruz. Kaç kitapç? var? Sadece birkaç tane ve bunlar?n da ço?u zor ayakta duruyor. Ben de yan ürünler satarak ayakta durabiliyorum. Tabi biraz da mesle?i yapmakta ?srar etmemdendir direnebilmem.” Bunu tekrarlayal?m ki ak?llara kaz?ns?n, diyoruz, sen diyorsun ki kitap satabilmek için yan ürünler sat?yoruz. “Aynen öyle, diyor, bu çok yetenekli bir aktörün para kazanabilmek için çok kötü filmlerde oynamas?na benziyor; ya da bir tiyatrocunun çok kötü dizilerde…”

Sohbetin keyifli ilerlemesi bekledi?imiz bir ?eydi fakat bu derece keyifli bir sohbet gerçekle?tirebilece?imiz, röportaj deneyiminin stresinden olsa gerek, pek de akl?m?za gelmiyordu. Kitaplar, kitapç?l?k ve toplum üzerine bu kadar yerinde tespitlerden sonra, popüler bir al??kanl?k olarak hayat?na yön vermi? be? kitab? ya da yazar? seçmesini istiyoruz Ula? A?abey’den. Epey zor bir ?ey istemi? olaca??z ki çok dü?ünüyor. Eh, tabi, hat?rlayamad??? kitaplara ya da yazarlara haks?zl?k etme endi?esi de var. “Gelin isterseniz raflara bir bakal?m, belki bir ça?r???m yarat?r, diyor, raflara bak?n?yoruz. ?lk s?raya Küçük Prens’i alabilirim tabii. ?hsan Oktay Anar beni çok çok etkilemi?tir.” ?lerledikçe ba?kaca kitaplar görüyor ve be? kitab?n k?s?tlay?c?l??? dalga dalga yüzündeki anlat?ma yans?yor. “Tom Robbins! diyor, ha bir de Richard Bach var tabii. Dostoyevski’yi nas?l unuturuz… Buldum: Bir sinema yönetmenimiz bir konu?mas?nda, derdimizi anlat?rken içine dü?tü?ümüz k?s?r döngülerin sebebinin felsefeyi hayat?m?za yediremeyi?imiz oldu?unu söylemi?ti. Fazlas?yla kat?ld???m bir önermedir ve bu yüzden Felsefenin Tesellisi’ni listeye dâhil etmek isterim.”

Bu e?lenceli liste oyunundan sonra sözü tekrar mesle?e getirmek istiyor ve soruyoruz: ?nternetin senin i?ini engelledi?ini dü?ünüyor musun, yoksa katk?lar? da var m?? “Bazen internetin fiyatlar? bizim piyasadan daha uygun olabiliyor. Yüzde yirmi, otuz indirim yap?yorlar ki bizim böyle bir ?ans?m?z yok. ?nsanlar da toplu al?mlarda vesaire, interneti tercih edebiliyor. Taksit imkânlar? da daha cazip tabi, kredi kartlar?na kampanyalar filan… Be? y?l önce böyle bir etki yoktu. ?imdi bunu daha çok hissediyoruz. Her ?eye ra?men kitapç? dükkânlar?n?n ba?ka bir havas? var. ?nsanlarla oturup konu?abiliyoruz. Kitab?n kokusunu al?yorlar, çaylar?n? içiyorlar… Farkl? kitaplarla, zevklerinin paralel oldu?u di?er insanlarla kar??la?ma ihtimalleri var. ?nternet çok da sürprizlere aç?k de?il bu aç?dan. Kitaba dokunma olana??n da yok. ?nsan ili?kilerinin ya?amas? için kitapç? dükkânlar?n?n da ya?amas? gerekti?ine inan?yorum. Ayn? Atay gibi…” Hay?flan?yor o anda, neden Atay’? almad?m listeye, diye. “O da ‘Tutunamayanlar’da çiçekçiler, kitapç?lar özeldir, ya?amalar? gerekir, der. Kitapç?lar ekseninde ‘Süpermarket – bakkal ili?kisini’ göz ard? edersek de diyebiliriz ki kitaplar?n ya?amas? için kitapç? dükkânlar?n?n da hayatta olmas? gerekir.”

Sende yazarl?k var m?, diyoruz: “Hay?r, diyor, birilerinin de yaz?lanlar? satmas? laz?m arkada?lar.”Gülüyor.

Birçok ba?ka ?eyden bahsediyoruz sonra. Mesele edebiyat uyarlamalar?ndan ?ikayetçi Ula? A?abey. “Eserin yerdi?i ?eyi, eserin kendisi haline getiriyorlar. Yazarlar? görse k?zmaz m?yd? acaba?” diyor diziler için.

Konu?tuklar?m?za dönüp bir bak?yoruz: Biz, röportajc?lar olarak sohbetin seyrinden epey memnunuz ama yine de bak?yoruz bak?yoruz ki eksik bir ?ey kalmas?n. Ula? A?abey de ekleyecek bir ?eyi olmad???n? söylüyor ve yava? yava? toparlan?yoruz böylece. Arzu etti?imiz bilgiye ula?m??, murad?m?z? yerine getirmi?iz. Kitapç?lar edebiyat?n ve hayat?n en önemli lokomotiflerindendir, demeyi ba?arm???z. Kitab?n var olmas?, kitapç?n?n var olmas? ve sonunda özgürlü?ün var olmas?, bunlar tümüyle birbirine ba?l?.

Cevapla