Çarşamba,20,Haziran,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2012 » 2012 – Otuz Yılın Satırları

2012 – Otuz Yılın Satırları

otuz

Her zamanki gibi korkak ad?mlarla ç?km??t?k yola. Ellerimizde ka??t, kalem, zihnimizde cevaplanmay? bekleyen onca soruyla sessiz sedas?z ilerliyorduk. Neyle kar??la?aca??m?z?, bizi nelerin bekledi?ini tam olarak kestiremesek de içimizdeki garip heyecan bizi bir ?ekilde itiyordu o dört duvar aras?na.

Evet, asl?nda bekledi?imiz tam? tam?na bir dört duvardan ibaretti. Ka?lar? çat?k, yüzü as?k, ya?amaya dair her ?eyini kaybetmi? soluk benizli bir adam bekliyorduk kar??m?zda. Kitaplar aras?nda nefes almay? unutmu?, hayat?n? yaln?zca sat?rlara ba?lam?? yaln?z bir adam…

 

Dört bir taraf? çocuk sesleriyle çevrili beton y???n? bekliyordu bizi. Etraf?nda nefes almaya de?er üç be? yeni fidan…

Bir anl?k heyecan?m?za kap?l?p solu?u içeride ald?k. Biz daha ne oldu?umuzu anlayamam??ken bayan bir memur belli belirsiz tebessümüyle bizi kar??lad?. Asl?nda bir anlamda bayan?n belirsiz gülümsemesi tabular?m?z? y?kmaya yetmi?ti.

Geli? amac?m?z? belirttikten sonra müdürün yerinde olmad???n? ö?rendik. Bekleyecek olmak her ne kadar ilk ba?ta can?m?z? s?km?? olsa da ilerleyen dakikalarda bunun iyi bir fikir oldu?unu anlad?k. Bunca zaman kütüphane hakk?nda kafam?zda kurdu?umuz ön yarg?lar bir toz bulutu misali da??lmaya ba?lam??t?. Bu ya??m?za kadar dört duvar diye nitelendirdi?imiz bu yerin sat?rlar?n gizli tarihi oldu?u apaç?k bir gerçekti.

Biz bu dü?üncelerle kitaplar aras?nda oyalan?rken, müdürün ne?eli sesi so?uk ortam? bir anda ?s?tm??t?.

Çok geçmeden geldi?imizi fark eden müdür, hat?r?m?z? sorup bizi odas?na davet etti. Kafam?zda kurduklar?m?z?n aksine kar??m?zda gördü?ümüz model bizi oldukça ?a??rtm??t?. Öyle ki odaya girdi?imizde bizi a??rlamaktan duydu?u mutlulu?u kelimelerle ifade edemiyordu.

Biz kar??l?kl? çaylar?m?z? yudumlarken yava? yava? merak?m?z do?rultusunda sorular?m?z? sormaya ba?lad?k. Biraz çekingen, küçük tebessümlerle ‘’Nas?ls?n?z Orhan Bey?’’ diyerek ilk sorumuzu yönelttik. Bekledi?imizin tam aksine gözleri p?r?l p?r?l, ya?ama arzusu ile dolu bir adam cevaplad? sorular?m?z?.

‘’Te?ekkür ederim çocuklar, sizi gördüm çok daha iyi oldum. Siz ve sizin gibi gençlerin ara s?ra bizleri ziyaret etmesi büyük mutluluk do?rusu.’’ diyor ve heyecan?m?za ortak oluyordu.

Onun bu s?cak halleri bizi de bulundu?umuz ortam?n kasvetinden çekip al?yordu.

‘’Bizde sizi tan?d???m?za çok memnun olduk’’ diyor ve sohbetimize kald???m?z yerden devam ediyoruz.

‘’?öyle bir giri? yapal?m. Biz sizin bu i?teki ilklerinizi merak ediyoruz. Örne?in ilk defa kaç ya??nda kütüphaneye gittiniz?’’ Orhan Bey ‘’1972 y?l?nda 13 ya??nda Isparta’da okurken Abdülhamit Halk Kütüphanesine üye olmu?tum. Buras? Isparta’da en çok u?rad???m yerlerden biriydi.’’ diyor ve muzip bir gülümsemeyle devam ediyor. ‘’Yine bir gün kütüphanedeyim. Fakat kütüphane her zamankinden çok gürültülü idi. Sürekli girip ç?kan insanlardan ziyade bayan memurun sessizli?i sa?lamak için sürekli kaleminin ucuyla masaya vurmas? beni çileden ç?kar?yordu. Bayan?n bu çabalar?n?n hiçbir i?e yaramamas? hepimizin oradan kovulmas?na neden oldu. ??te o günden sonra tam on y?l kütüphane kap?s?n?n önünden bile geçmedim. Ta ki buraya tayin edilene kadar.’’ diyor ve biz sormadan kütüphaneye dair en ilginç an?s?n? anlat?yordu.

‘’Peki ilklerden söz aç?lm??ken, ilk okudu?unuz kitap neydi?’’ diye soruyoruz ve ‘’Kürk Mantolu Madonna’’ cevab?n? al?yoruz. Ayr?ca Orhan Bey bu kitab?n en sevdikleri aras?nda oldu?unu da üstüne basarak dile getiriyor.

‘’Ne zamand?r bu i?le u?ra??yorsunuz?’’ diye soruyoruz Orhan Bey`e. Tüm samimiyetiyle ?öyle cevap veriyor ‘’ 1982’den beri bu i?i yap?yorum. ?unu itiraf etmeliyim ki bilmeyerek geldim ama çok sevdim.’’

 

Bu sözlerinden sonra dolan gözleriyle uzaklara dal?yor. ??te o zaman bütün ön yarg?lar?m?zdan kurtulup, tüm samimiyetiyle tan?yoruz Orhan Bey`i.

Bir aile büyü?ümüzmü? gibi içten bir ?ekilde devam ediyoruz sohbetimize.

‘’Peki kitaplar bu dört duvar? ne zaman kütüphane yapt??’’ ‘’1947’de bir kütüphane yap?ld?. Küçük bir kitapl?kla faaliyete ba?lam?? tabi o y?llarda. Biz ise 1982 y?l?nda bina olarak i?leve geçtik fakat ben buraya ad?m?m? att???m günden itibaren buras? bir kütüphaneydi.’’

Kütüphanesini anlat?rken ilk günkü gibi heyecanl? ve co?kuluydu Orhan Bey.

‘’Kütüphanelere gelinmemesinin en büyük sebebi nedir?’’ diye soruyoruz ve   ‘’Kütüphanemizin en büyük sorunu bulunmu? oldu?u fiziki co?rafyad?r. Müzeyle ayn? alanda bulunmaktay?z. Müze uluslararas? güvenlik uygulamalar? sebebiyle, vatanda? kütüphanemize çok rahat gidip gelemiyor. Bir kütüphanenin dört bir yan? duvarlarla de?il, çiçeklerle çevrili olmal?d?r.

Asl?na bakarsan?z kütüphane yaln?zca kitaplar?n depoland???  küçük bir bina olup, geri kalan alanlar? belediye parklar? misali aç?k alan olmal?d?r. Okuyucular nefes alabilmelidir.

Fakat bizim kütüphanemiz kameralarla ve elektronik cihazlarla korunmaktad?r. Halk potansiyel suçlu mudur ki kameralarla gözetilsin?’’ cevab?n? al?yoruz. Bu sözlerinden anlad???m?z kadar?yla bulundu?u durumdan pek de ho?nut de?ildi müdürümüz. Yapmak istedi?i  çok ?ey vard? ama imkanlar? k?s?tl?yd?.

Orhan Bey`in kütüphane konusunda can?n?n s?k?ld???n? fark ediyoruz ve konuyu kitaplara getiriyoruz.

‘’Fethiye’ye tayin oldu?unuzdan bu yana okuma kültürümüzde hakk?nda neler de?i?ti?’’ diye bir soru yöneltiyoruz. ‘’?imdi ?öyle bir durum var çocuklar; ben halk kütüphanesinde çal??an bir birey olarak Fethiye’de ya?ayan halk? kitapla sorgulayamam. Ama ?unu aç?k ve net bir ?ekilde söyleyebilirim ki ben buraya geldi?imde bulunan kitap say?s? 3500 iken ?u an 35.000’dir. Bu durumu ?una ba?l?yorum: ?lk geldi?im y?llardan bu yana Fethiye çok büyük bir yol kat etti. E?er Fethiye halk? istekli olmasayd? ben ne kadar çabalarsam çabalayay?m hiçbir ?ekilde bir kütüphane olamazd?k.’’ diyordu. Ald???m?z cevaplardan tatmin olmu? olaca??z ki son sorulara geçerken yüzümüzdeki tebessümlerle sohbetimize devam ediyoruz.

‘’Sizce son y?llar?n hem popüler hem nitelikli kitaplar? nelerdir? Biraz bahseder misiniz?’’ ‘’Popülerlik ilden ile de?i?ebiliyor. Erzurum’un popüler kitab?yla Fethiye’nin popüler kitab? bir de?ildir elbette. Bu toplumun kültürel anlay???, ya?ama bak?? tarz?, sosyal olaylar?yla do?ru orant?l?d?r. Ama ?u var ki; bir ülkenin kültürel durumunu zenginle?tirici bir tak?m yazarlar vard?r. Bu yazarlar?n kitaplar?na halk?n kolayca ula?abilmesi biz kütüphanecilerin görevidir.’’ diye cevap veriyor sab?rla bütün sorular?m?za.

H?zla geçen zaman kar??s?nda bize kütüphanesini gezdirmeyi öneriyor Orhan Bey. Her bir zerresinde al?n terinin mevcut oldu?u kütüphanesini anlat?yor bize. Att???m?z her ad?mda, Orhan Beyin söyledi?i her cümlede biraz daha utan?yoruz kendimizden. Bunca zaman dudaklar?ndan ‘’Buraya ilk geldi?im günden beri hiç devlet memuru anlay???yla çal??mad?m. Çünkü parayla aç?lamayacak kap?lardan bir tanesi de ilim, irfan yolunda harcanan emekler ve zahmetlerdir.’’ Sözcükleri dökülüyor..

Bütün bir gün kütüphaneye ve kitaplara dair sorular?m?z?n hepsini sab?rla ve güler yüzle cevaplayan Orhan Beye te?ekkür ediyor ve kütüphaneden ayr?l?yoruz. Binadan ç?kt?ktan sonra arkam?z? dönüp bakt???m?zda karamsarl?k ve umutsuzluklar?m?z?n hepsini geride b?rakarak ak?llardaki kütüphane anlay???na yeni bir sayfa aç?yoruz.

Cevapla