Pazartesi,13,Ağustos,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2013 » Aileme Sarılmak İstiyorum

Aileme Sarılmak İstiyorum

Röportajın Adı: Aileme Sarılmak İstiyorum

Ömer Özyer Anadolu Öğretmen Lisesi

Öğrenciler: Alpcan Kaya  – Mehmet Sadi Kestepli

Öğretmen: Taner Kılıç

AİLEME  SARILMAK  İSTİYORUM

         Ülkemizde mahkumların da birer ailesi olduğu bilinmekte olup onların da aileleriyle görüşme istekleri vardır.Hükümet yetkililerimizin mecliste yapmış olduğu çalışmalar neticesinde böyle bir karar oylamaya sunulmuş, böylelikle mahkumların da aileleriyle görüşmeleri söz konusu olmuştur.Biz de buna dikkat çekmek için bu konuyu röportaj yapma kararı aldık.

Ilık bir şubat sabahında arkadaşım M. Sadi ile buluşup “aile görüşme odaları” hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak adına Fethiye Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ziyarette bulunduk. Minibüse binip cezaevinin kapısına geldiğimizde bizi bir asker karşılamıştı. Tüm arzumuz halk arasında çok ayrıntılı bilinmeyen bu konu ile ilgili yetkili kişilerden bilgi almaktı.  Ne yazık ki cezaevi yetkilileri tarafından pek de hevesli karşılanmadık. Buradaki üst düzey yetkililer sorularımızı cevaplamak istemedikleri gibi röportaj konumuzu değiştirmek için bize teklifte bulundular.Onların bu konudaki hoşnutsuz tutumları kafamızda soru işaretlerine sebep olmuştu. Ama biz TBMM tarafından kanunlaştırılmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderilen bu yasa taslağının herkes tarafından bilinmesi gerektiğine inandığımız için bu konu üzerindeki ısrarımızı sürdürdük. Fethiye Cezaevi yetkililerinden yeterli bilgi alamadığımız için bu konuda Fethiye’deki en yetkili kişi olan Fethiye Cumhuriyet Başsavcısı Sn.Ergün TOKGÖZ ile görüşme yapmaya karar verdik ve aynı gün içerisinde randevu istedik.

Bu isteğimizi kabul etti ve randevu saatinde orada olmak üzere yola koyulduk. Cumhuriyet Başsavcısı Ergün Bey bizi içtenlikle karşıladı. M. Sadi ve ben Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşeceğimiz için fazlasıyla heyecanlı ve gergindik. Fakat Başsavcının babacan tavırları tüm gerginliğimizi alıp götürmüştü.Odasına ilk girdiğimiz an odanın büyüklüğü,  birçok ödül, akvaryum ve duvarda bulunan halıya işlenmiş Mustafa Kemal ATATÜRK  portresi dikkatimizi çekmedi değil. Kendileri bizi karşıladıktan sonra bize oturacağımız yerleri gösterdi. Biz de masasının hemen yanında bulunan koltuklara oturduk. Yerlerimize oturduktan sonra sekreteri Dilek Hanım bizlere çikolata ve kolonya ikramında bulundu.Onca yoğun bir programı olmasına rağmen bizleri kırmayıp kabul ettiği için Ergün Bey’e teşekkür ettikten sonra ilk sorumuzu sorarak sohbetimize başladık.

“ Halk arasında pembe oda olarak bilinen cezaların infazıyla ilgili yasa değişikliğinin içeriği, tasarının kanunen ismi nedir ve bu yasa tasarısını bize biraz anlatır mısınız?”

‘’Şimdi bizim cezaların infazıyla ve güvenlik tedbirleri hakkında kanunumuz var. Bu kanunda ceza evinde bulunan hükümlülerin ödüllendirilmesiyle alakalı 51. maddemiz bulunmakta. 51. Maddede hükümlülere ne şekilde ödüllendirme yapılacağı, sormuş olduğunuz konu ile alakalı yasa değişikliği öncesinde bir kısım düzenlemelerimiz var.51. Maddeye bakarsak; cezaevi içerisinde veya dışındaki genel durumları eğitim ve iyileştirme etkinliklerine ilgileri ve uyumları kurum düzenine karşı tutumları kendilerine verilen işlerdeki gayretleri gibi beklenen davranış ve tutumları gösteren hükümlülere teşvik esaslı ayrıcalıklar tanınır. Ayrıca bu ayrıcalıklar çocuk hükümlüler için de geçerlidir. Ve ödüllendirme sisteminin esas unsurları kütük üzerindedir, diye genel bir değerlendirme yapıyor.

Tabii zaman içerisinde bununla ilgili düzenlemelerimiz var. En sonda ihtiyaç olduğu ve birçok ülke kapsamında uygulamalar olduğu için pembe oda olarak ifade edilen hadisede (bazı yasa değişikliğini kendi kamuoyumuzun anlayabileceği bir dil kullanıyoruz, tabi bunu genelde basın yapıyor) bu kapsamda infazın ödüllendirilmesine ilişkin olarak yasa değişikliği yapan 24.01.2013 tarihli 6411 sayılı ‘’ceza muhakemesine ve kanunu ile cezaevi güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun’’   kapsamındaki  5. ve 6. madde değişikliğinden kaynaklanıyor.

“Şu an bu yasa tasarısı ne aşamada?”

‘’Şimdi bu yasa tasarısı kanunlaştı. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından onandı. Ve şu an yürürlükte olan bir yasa. Dolayısıyla 51. maddede yani bahsettiğim yasanın ödüllendirmeye ilişkin 51. Maddede yaptığı  6. Madde değişikliği ile yürürlükte.’’

Bu cevabın ardından da anlamadığımızı belirtecek şekilde baktığımızdan olsa gerek ki gülerek “Bunları size hukuki bir dille açıklamak zorundaydım” dedi ve biz de gülerek sıradaki sorumuzu Sayın Başsavcımıza sorduk.

“ Peki odanın özellikleri nasıl olacak?”

Bu soruyu sorarken bizim ve çevremizdeki insanların bu kanunla ilgili en çok merak ettiği noktaya değinme fırsatı bulduk.

‘’Tabii şimdi kamuoyunda bu biraz farklı şekilde ifade edildi. Sanki mahrem ifadesinde bulunulduğu gibi aslında buradaki amaç şu: Cezadaki ana kural, suçu işleyen kişiyi cezalandırmaktır. Ama aynı zamanda cezaevlerini iyileştirme faaliyetleri de vardır. Yani mahkumun toplumdan kopmasını istemeyiz. Sonuçta insan bir suç işlemişse cezasını çekmesi gerek. Ceza bir müeyyide olarak uygulanmalı ama ailesiyle olan irtibatı devam etmelidir. Sonuçta toplumdan tamamen çekip ailesiyle irtibatını koparttığımız zaman bu insan muhakkak yani geçici süreli bir ceza sonrası topluma döndüğünde büyük sıkıntılar yaşayabilir. Artı suç işleyen kişi suçlu bile olsa bir baba, bir anne, bir koca olmak gibi sıfatları vardır. Dolayısıyla bunu devam ettirmeniz gerekiyor. Bunu sağlamanın yöntemi de insanların belirli sürede bir arada olmasını sağlamaktır. Daha önceden açık görüşlerde, bayramda ve özel zamanlarda belli sürelerde yarım saat ile iki saat arasında görüşler yaptırıyorduk. Biz bunları basın unsurlarıyla kamuoyunda duyurmuşuzdur. Bu yasa aslında bu uygulamanın kapsamını biraz genişletiyor. Belki karı koca daha özel bir anlamda bir arada olmak isteyebilir. Sadece bu madde ile bitmiyor. Mesela devam maddelerinde de çocuk hükümlüler en geç iki ayda bir kez olmak üzere görüşebilir, diyor. Aynı şekilde üç saatten yirmi dört saate kadar anne babasıyla veya vasisiyle kurum ya da eklentilerinde görüşür. Aynı şekilde çocuk anne babasıyla görüşebilecek. Burada ‘’pembe oda’’ tabiri kamuoyunun biraz ilgisini çekmek için kullanılan bir tabirdir. Aslında bunu ‘’görüşme mekanı’’ biraz daha özel bir mekan olarak tanımlayabiliriz.’’

Bu konuyla ilgili araştırmalarımızda bize ‘’aile görüşme odası’’ denildi.

Evet öyle yani ‘’pembe oda’’ tabiri aslında tam uymuyor. Yani icabında bir çocuk annesi ve babasıyla arada oturacak sohbet edecek. Yani dışarıdaki insanlardan daha uzak, yanında infaz koruma memuru olmaksızın belki özelini paylaşacak ya da hatıralarından bahsedecek. Yani hasret gidermek, diye bir tabir vardır. Bu amaca hizmet ediyor.

‘’Biz de o zaman aile görüşme odası diyelim.’’

‘’Tabii, o daha makul olur.’’

“O halde aile görüşme odası için güvenlik tedbirleri ne olacak? Bununla ilgili özel olarak tedbir alacak mısınız?”

Soruyu cevaplamadan önce Savcı Bey  bize: ‘’Çay içer misiniz’’ diye sordu. Biz de teşekkür ederek çay teklifini geri çevirmedik. Sekreteri Dilek Hanım’ı arayarak üç çay söyledikten sonra sorumuzu cevaplamaya başladı.

‘’Zaten aile görüşme odası kapalı cezaevlerimizin belirli bir alanında olması gerekiyor. Eklentisi diye yasada da belirtmiş. Zaten belli bir korunağı olması gerekiyor. Ama orada infaz koruma memurunun direkt insanlarla göz ya da kulak temasının olmaması gerekiyor. Dolayısıyla bu problemleri giderdiğiniz sürece güvenliği sağlamakla mükellef ve sorumlusunuz. Yani yönetim altında fakat sizin göz ve kulak temasınızın olmadığı bir alan. Tabii ki kapalı cezaevinin sınırları içerisinde olacak. Zaten bununla ilgili belge yönetmelikte hazır bir şekilde bulunuyor.’’

“Her mahkum aile görüşme odasını kullanabilecek mi?” diye bir soru sorduk. Cevabını  da aldık. Bu bir ödüllendirme olduğu için hak eden bu ödülü kullanabilir.’’

Evet her mahkum kullanamaz. Şimdi burada yasanın devamı maddelerinde bunların nasıl kullanılacağına dair bölümlerle devam ediliyor. Bu, Cumhuriyet Başsavcısına bağlı bir durum. Belirli hakları kullanmak için belirli pozitif davranışlarda bulunmamız lazım. Dolayısıyla bu pozitif davranışlarda bulunmazsanız bu ödüllendirme olmaz. Çünkü zaten bu düzenleme nerede düzenleniyor, özellikle onu ifade edelim. Ödüllendirme başlığının altında düzenleniyor. Yani bir hak olmaktan ziyade bir ödül bu. Bu uygulamayı böyle görmek lazım.

Sohbetimiz o kadar koyulaşmıştı ki kapının çalmasıyla beraber irkildik. Başsavcının

‘‘gel’’ demesiyle beraber içeri giren beyefendi çaylarımızı sehpaya bıraktı. Çaylarımızı yudumladıktan sonra sıradaki sorumuzu sorduk.

“Bu olayın suçluların oraya girerken aldıkları ceza ile bir alakası var mı?”

Yasa ile ilgili masasında bulunan belgelere bakarak “Hayır yok, burada cezanın süresiyle alakalı bir ayrıma tabi tutulmamış.” dedi.

Aldığımız cevabın bizi tatmin etmemesi nedeniyle daha kapsamlı bir cevap almak istediğimiz için soruyu daha farklı ve ayrıntılı bir biçimde sormaya çalıştık.

“Peki, cezalının açık veya kapalı infaz kurumunda olması fark eder mi?”

“Hayır, hiç fark etmez. Zaten açıkta böyle bir şeye ihtiyaç yok. Çünkü açıkta zaten belirli sürelerde biz izin veriyoruz. İzin hakları olduğu için yol süresi dahil, insanlara belli süreler veriyoruz. Zaten kendisi kendi evine gidip görüşebiliyor. Kapalıda böyle bir sıkıntı var. Çünkü kapalıda birçok kişiyle beraber aynı salonda, sizi görmeye gelen yakınınızla konuşmanız gereken problemlerinizi çözmekte zorlanabilirsiniz. Mesela cezaevinde bulunan bir babanın dışarıda çocukları ve hanımı var, tut ki çocukların eğitimiyle ilgili bir sorunu bulunuyor. Bunu çözmenin yolu yöntemi konuşmaktır. Anne ve babanın konuşması lazım. Yarım saatlik bir sürede, o kadar kalabalığın içerisinde bunu çözmeniz pek de mümkün değil.Bunu çözebilmeniz için daha uzun süre konuşarak bir şeyleri nasıl yapacağınız konusunda bir ortak sonuca varmalısınız. Sonuçta velayet hakkı her ne kadar fiziki olarak baba tarafından kullanılamıyorsa da orda yasal mecburiyetleri de var. Birden fazla alınan cezalarda biz mahkemeden karar alıyoruz yine de babanın bir reyi oluyor. Bunu almanın ve uygulamanın yöntemi de ancak konuşmaktan geçiyor.”

Yani mahkum oda içinde sadece birinci dereceden akrabalarıyla mı görüşebilecek?

Evet, aynen öyle.

“Sadece evli çiftler mi görüşebilir? Mahkum sevgilisi veya nişanlısıyla da görüşemez mi?”

Öyle bir imkanımız yok. Dedim ya kuruluş amacı aslında biraz da aileyi korumaktır. Zaten son zamanlarda ülkemizde de bu konuda gayretler var. Aileyi koruma amaçlı bir şey. Yani cezaevi dışında kalan aile üyeleri ile cezaevi içinde buluna aile ferdini bir araya getirerek, bağlarını korumayı sağlamaya yönelik bir çalışma bu. Dolayısıyla insanları niye cezaevine alıyoruz, suç işledikleri için. Burada dediğiniz şekilde görüşmeler amaca hizmet etmeyecektir.

Ergün Bey’in anlattıklarını dinlerken ülkemizde sadece erkek mahkumların değil kadın mahkumların da olduğunu hatırlayarak “Kadın mahkumlar da bu uygulamayı kullanabilecek mi?” sorusuyla sohbetimize devam ettik.

Burada zaten erkek ya da kadın denmiyor. Mahkum deniliyor. Dolayısıyla burada bir cins ayrımı yapılmamıştır. Yani kadın da evli ise aynı şekilde, erkek de evli ise aynı şekilde bu uygulamadan yararlanabilir.

Çayımızdan son yudumları alırken biraz utanarak ve tereddüt ederek de olsa bu soruyu sorduk.” Bu odayı kullanabilecek mahkumlara ne gibi hizmetler verilebilecek?”

Aile görüşme odaları otellerdeki süit oda dediğimiz cinsten odalardır. Yani oturacağınız rahat edebileceğiniz bir ortamdır. Küçültülmüş ev gibi düşünün. Dolayısıyla biz buraya çok özel bir hizmet vermeyeceğiz. Biz sadece onlara oturup konuşabilecekleri bir alan yaratıyoruz. Onun dışında daha özel hizmetlerimiz yok.

‘’Biz bu soruyu sormak zorundaydık kusura bakmayın.’’

‘’Estağfurullah, tabii sorun ki kafanızda soru işaretleri kalmasın. Bu soru kamuoyunun merak edebileceği güzel bir soru.’’

Çekinerek sorduğumuz bu soruya verdiği içten yanıt bizi rahatlatmıştı.

“Odanın kuralları ne olacak? Herhangi bir zaman sınırı var mı? Hangi aralıklarla mahkum odayı kullanabilir?”

Az önce söylediğim gibi yasada üç ayda bir kez olmak üzere üç saat ile yirmi dört saat arası kullanabilecekleri bir zaman dilimi verilmiş. Bu süreyi Cumhuriyet Başsavcısı belirleyecektir. Ya da bu konuda cezaevi müdürlerine de yetkiler verilebilir. Ama şu an itibariyle cezaevinden sorumlu Cumhuriyet Savcıları belirleyecektir, diye düşünüyorum. Çünkü bunla ilgili bir yönetmelik çıkmış değil.

Kullanım şartları ile gerekli bilgileri edindikten sonra kullanım alanı ile ilgili bilgi edinmek için sohbetimize devam ettik.”Cezaevi sınırları içerisinde aile görüşme odasına dönüştürülebilecek boş bir oda mevcut değilse orda bu uygulama uygulanmayacak mı? Yoksa uygulama için yeni bir yapı inşa edilecek mi?” diye sorduk.

Biz yaptırdık zaten. Birçok yerde şu an bu hazırlıklar bitti.Türkiye’nin her cezaevinde mevcut olan boş odaları dönüştürdüler, mevcut olmayanlarda ise gerekli inşaat faaliyetlerini yaparak belli standartlarda oluşturuluyor.Sanırım ayrılan alan on iki metrekare büyüklüğünde olacak.

“Mahkum bu odayı kullandıktan sonra koğuşlardaki diğer mahkumlarla sorun yaşar mı?”

Bu soruyu sorarken görüşme yapan mahkumun koğuşa döndükten sonra koğuşta aile görüşme odasını kullanan mahkuma karşı rencide edici ve kışkırtıcı ithamlarda bulunulması halinde ne gibi sorunlar çıkabileceğini ve bu sorunların önüne nasıl geçilebileceğini öğrenmek istedik.

En başta ifade ettiğim gibi bu bir ödüllendirme yöntemi. Siz şimdi evliyseniz bu imkanı kullanabiliyorsunuz. Niye? Çünkü aile görüşme odası adından belli. Aileniz varsa görüşürsünüz. Dolayısıyla içerdeki insanın ailesi yoksa odayı kullanamaz. İçerdekilerin ben niye gitmiyorum deme gibi imkanı yok. Çünkü bu oda, aile görüşme odası. Aileniz varsa görüşürsünüz aileniz yoksa görüşemezsiniz. Senin sormak istediğin şeyi anladım ben. Bu uygulama kamuoyunun algıladığı gibi olsa haklısın. Ama bunun adı aile görüşme odası. Pembe oda filan değil. Cezaevlerinde pembe oda gibi bir şey olmaz zaten. Bu insani pencereden bakılarak Türk ailesini korumak amaçlı, en azında gayret onun üzerinde. Ailenin dağılmasını engelleyecek gayretle yapılan bir çalışma. Bunu böyle algılamak lazım. Diğer algımız olursa zaten o zaman başka şeylere de kapı açmış oluruz.

Sorduğumuz soru ile ilgili araştırmalarımızda eski tip cezaevlerinde koğuşlarda insan sayısından ötürü sorunların çıkabileceğini düşünüyoruz. Ama F Tipi Cezaevlerinde koğuş sisteminin daha gelişmiş olmasından ötürü sorunların olmayacağını yetkili kişilerden öğrendik. Çünkü koğuşlarda en fazla üç kişi olacağından ödül kazanmış kimseler bir koğuşta, kazanamayanlar ise başka koğuşta olacağından sorunlar en aza inecektir. Ülkemizde diğer cezaevleri de yenileme çalışmaları başlatarak F Tipi Cezaevlerine dönüşeceklerdir.

Hemen ardından bugüne kadar böyle bir düzenleme yapılmamışken şimdi neden böyle bir çalışmanın yapıldığını” sorduk.Bize örneklerle en iyi şekilde açıkladı.

‘’Tabi dünyada bir gelişme var. Türkiye’de de gelişme var. 1990’lı yılların başında Türkiye’de malumunuz işte 3-5 marka araç vardı. Şimdi yollara çıkıyorsunuz dünyadaki yeni üretim araçların buraya gelmesi bir ayı bulmuyor. Dünyanın öbür ucundaki biri herhangi bir bilgiyi internete girdiği zaman siz birkaç saniye sonra buradan görme imkanınız var. Dünya dönüyor insanlar gelişiyor ihtiyaçları artıyor. 1950-1960’lı yılların cezaevi modelleri vardır. ‘’Tatar Ramazan’’ film serisini izlemişseniz o zamanın cezaevi modelleri şartları ile bugünkü şartları yan yana koyun. ‘’Aynı ülke mi?’’ sorusu sorulabilir. Dolayısıyla insanların ihtiyaçları, zamanın getirdiği yenilikler, sizin bu konudaki verebileceğiniz hizmetler, sosyolojik değişiklikler buna mecbur kılıyor. Belki beş sene sonra başka şeylerden konuşacağız. Biz o yüzden bunu zamanın getirdiği bir şey diyelim, bir ihtiyaç. Mesela bizim cezaevimiz eski bir cezaevidir. Siz gidip görmüşsünüz galiba. Bizim 5-6 ay sonra F tipi cezaevimiz Eşen’de bitmek üzere. Yeni yapılan cezaevimizi görseniz şu anki uygulamayı, aile görüşme odasını, daha iyi anlayabilirsiniz. Oradaki görüşme odasını mecburen sonradan ekledik. Öbür tarafta zaten bu baştan planlanarak yapılıyor. İmkanlar ve şartlar, talepler ödüllendirme yöntemini zaman içinde değiştirebilir. Yoksa konjonktürel bir şey olduğunu düşünmüyorum.’’

Bize verdiği randevunun son dakikalarına girmiş olmanın burukluğuyla bu yasa hakkında kişisel düşüncelerini merak ettiğimizden Savcı Bey’e son sorumuz olarak: “Bu yasa değişikliğiyle ilgili düşüncelerini sorduk”. Kendileri arkasına rahatça yaslanarak bize  düşüncelerini  anlatmaya başladı.

Ailenin ihtiyaç hallerinde görüştürülmesi gerektiğine kesinlikle inanıyorum. Kesinlikle ihtiyaç. Ama yönetmelik hazırlığını yaparken iyi çalışmak lazım. Ne şekilde kullanılacak, kim kullanacak, kullanma yöntemleri nasıl olacak, hangi kişilerle bu ödüllenme yöntemi kullanılabilir gibi detay unsurları iyi çalışılması lazım. Belli suç tiplerinde bu hakkın verilmemesi gerektiğine inanırım. Örgüt suçları ve terör suçlarında bu hak verilmemeli. Bu benim kişisel düşüncem. Onun dışında adi suçlar diyebileceğimiz tipteki suçlarda bu uygulama olmalı. Örneğin araba kullanıyorsunuz dalgınsınız insanız oluyor bunlar karşınızdaki de dalgın bir şekilde birden yola çıkıyor ve siz hiç istemediğiniz halde yanlışlıkla yola çıkan kişiye çarpıyorsunuz ve insan ölebiliyor. Bunun bir suçu var. Taksirli yargılama suçuyla alakalı. Diyelim hasbelkader cezaevine düştünüz. Ama sizin topluma karşı büyük suç işleme gayretiniz yok. Hani kader mahkumu denilen bir ifade vardır. Bizde o suç tiplerinden yok değil. Şimdi bu insanlar cezaevine girdiğinde annesi,kardeşi, babası, çocuğu, hanımıyla irtibatını tamamen kesmemeli. Oturup sohbet edebileceği kadar bir alan bir zaman dilimi olmalı. Dolayısıyla enstrümanlar bulunmalı ama nasıl kullanılacağını uygulayıcılar yani bizler çok iyi karar vermeliyiz. Çok ince çalışmalıyız. Bu uygulamayı herkese hak gibi sunmamalıyız. Bizler biraz dikkatli olursak bu uygulamanın faydalı olacağına inanıyorum. Bu biraz bizim dikkatimizle ilgili bir şey.

Ödüllendirme sistemini yenileme çalışmaları arasında yer alan aile görüşme odaları durmadan gelişen dünyaya uyumlu hale gelmek, insan değerini her ortamda ön plana çıkarmak amaçlı yapılan bir çalışmadır. Ama şunu iyi bilmeliyiz ki bu odalar cezaevlerinde bulunan her mahkum için değildir. Bu uygulamayı kullanabilmeniz için cezaevi iyileştirme faaliyetlerine katılımınız ve davranışlarınızla örnek teşkil etmeniz gerekir. Tabii bu uygulama kamuoyunda Sayın Cumhuriyet Başsavcımızın da belirttiği gibi biraz yanlış anlaşılmıştır. Bu ödüllendirme sistemini içinde sadece aile görüşme odası yoktur. Mahkuma farklı ödüllerden de yararlanma fırsatı sunulmaktadır.

Bizim tek terettüdümüz eski tip cezaevlerinde mahkumlar arasında çıkabilecek sorunlardı. Ama F Tipi Cezaevlerini araştırınca bu konudaki şüphelerimiz ortadan kalktı. Bu biraz, seneler evvel sekiz yıllık eğitime geçiş döneminde okulların buna hazır olmadığı konusunda çıkan tartışmalara benziyor. İster istemez sosyo-ekonomik durumlardan ötürü zaman alabiliyor. Alt yapı hazırlanmadan geçilen yenilikler ilk başta sıkıntı yaratsa da sonradan sistemin oturacağına inanıyoruz.

Sayın Başsavcımız röportajımızın bitmesi neticesinde bizi uğurlamak için kapıya yönelirken almış olduğumuz bilgilerle kafamızdaki soru işaretleri de kalkmış oldu. İlgisinden ötürü kendisine teşekkür edip Adliye Sarayından ayrıldık.

Adliye Sarayının çıkışında aklımızdaki tüm sorular yanıtlanmış, M.Sadi ile zihnimizde  yalnızca Savcı Bey’in mütevazılığı kalmıştı.

Yoruma kapalı.