Cumartesi,13,Ekim,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2013 » Belediyenin On Dört Yıllık Başkanı

Belediyenin On Dört Yıllık Başkanı

Röportajın Adı: Belediyenin On Dört Yıllık Başkanı

Fethiye Otelcilik Turizm Meslek ve Ticaret Meslek Lisesi

Öğrenciler: Aydın Kıl – Mustafa Kavak

Öğretmen: Şahander Ertemli

BELEDİYENİN ON DÖRT YILLIK BAŞKANI

Herkesin küçükken bir idolü vardır.Bizim idolümüz de Sayın Behçet Saatçı’ydı.Röportaj yarışmasını duyunca ilk aklımıza gelen kişi başkanımız oldu.Onunla görüşmek ,onu yakından tanımak bizim hayalimizdi.Bu hayalimizi gerçekleştirmek gayesiyle belediyeye gidip başkanla  röportaj yapmak istediğimizi söyledik.Görevlilerin yardımıyla randevu almayı başardık.Randevu saati yaklaştıkça heyecanımız artıyordu. Belediye binasına giderken kafamda çok soru vardı.Mustafa ile neler sorabileceğimizin planlarını yapıyorduk.Hava çok soğuktu;ancak biz terliyorduk.Binanın önünde bir süre durduk.Denizden esen tatlı rüzgar yüzümüzü yalıyordu.Bu güzel havayı ciğerlerimize çektikten sonra yavaşça belediyeye yöneldik.Sekretere yaklaşırken elimiz ayağımıza dolaşıyordu.Başkanla tanışmayı  hayal ederken karşılıklı sohbet edecektik.Sekreter haber verdikten sonra çekine çekine içeri girdik.Başkanımız bizi ayakta karşıladı.O kadar sıcak bir karşılamaydı ki bir nebze de olsa rahatladık.Koltuğun ucuna oturduk,elimi koyacak yer bulamadığımı fark ettim.Mustafa’ya baktım o da benden farklı değildi.Başkan bizin heyecanımızı anlamış olsa gerek  “Rahatlayın çocuklar,kasmayın kendinizi.Ben de sizin gibi bir insanım” dedi ve Mustafa’nın omuzlarına dokundu.O kadar babacan ve mütevazi idi ki kendimizi sıcak bir ev ortamında sandık.

 “ Sorun çocuklar,bana her şeyi sorabilirsiniz”dedi.Bu rahatlamanın ardından röportaja başladık.Fethiye tarihinde üst üste seçilen ilk başkan olarak tarihe yazıldınız.Rakiplerinizi açık farkla geçerek seçildiniz. Biz sizi yaptıklarınızla tanıyoruz; ancak bugün sizi daha yakından tanımak için geldik.Behçet Saatçı kimdir? Bize kendinizi anlatır mısınız? Diyoruz.“İlk orta,lise tahsilimi Fethiye’de yaptım. Daha sonra Marmara üniversitesi kamu yönetimini  bitirdim Aynı üniversitenin toplu konut yöneticilik kursuna  gittim,iki sene İstanbul’da muhasebecilik yaptım. Daha sonra 1987’deFethiye ’ye döndüm 12-13 sene kooperatif yöneticiliği muhasebesi ve kooperatif inşaatı yaptım. Şirketimiz ile Aşağı yukarı 650-700 tane konut yaptık. İşte iki oğlum var 24-26 yaşlarında ,eşim emekli öğretmen,Fenerbahçeliyim,hobilerim arasında  spor yapmak önde geliyor. Avcılığı da unutamayacağım  tabi,Kitap okumayı çok seviyorum; yani kitap okumadan akşam geçirdiğim yoktur. En azından 3-5 sayfa kitap okumadan yatmamaya gayret gösteririm.”diyor.

Sayın başkan ,herkes  belediye başkanı olabilir;fakat herkes sıra dışı bir belediye başkanı olamaz.Sizi sıra dışı yapan nedir? Sizin diğerlerinden farkınız ne?diyoruz. “ Aslında sıra dışı gibi değerlendirmek sizin tabiriniz.O konuda ben bir şey diyemiyorum;ama doğal olmak, olduğun gibi görünmek,göründüğün gibi olmak ya da inandığın gibi yaşamak,halktan kopmamak,belediye başkanlığı öncesi hayatın neyse belediye başkanlı süresi içerisinde de o hayatı devam ettirebilmek, herhalde farkımızı ortaya koyuyor.Ben kendimi farklı değil,hep sıradan görmüşümdür.Sıradan bir insanım yani.”diyor.Aslında başkan çok sıradan yaşayarak sıra dışı olmayı başarmış bir insan. Halk onu aileden biri gibi görüyor.Halkla bütünleşmeyi başarmış.

Üç dönem üst üste belediye başkanı seçildiniz. Taraflı tarafsız Fethiye halkının kalbine girmeyi nasıl başardınız ? diye soruyoruz. “İnşaat işçiliğiyle  uğraştığımdan dolayı hem belediyeyi biliyordum hem de belediyenin eksiklerini biliyordum.  Fethiye’nin de kendime göre eksiklerine  beş yıl çalıştım,halktan da kopmamaya çalıştım. 99 yılında tekrar aday olduğumuz zaman saygıdeğer Fethiyeliler teveccühünü bizden yana kullandılar.Demek ki 2004-2009 seçimlerinde yaptıklarımız Fethiyeliler tarafından takdir görmüş ki tekrar oy verdiler bize. Aşağı yukarı hep zaten belli oy oranında seçimleri kazandık. 3 dönem kazandık ilk seçimi kazanmak belki bir deneyimdir: ama görevdeki insanı iki dönem daha tekrar göreve getirmek, onun yaptığı işlerin halk tarafından,kamuoyu tarafından taktir gördüğünün doğru bulduğunun  göstergesidir.”diyor.

Küçük çocuklar bile başkanın ismini ezbere biliyor.Bu herkese nasip olan bir başarı olmasa gerek.İz bırakmak,kalıcı olmak bu işte gerçek başarının neticesidir.Kaç yıldır belediye başkanlığı yaptığını  soruyoruz. “14 yıldır.”diyor.Dile kolay,bir çocuk doğsa on dört yaşında olacak.Bu seçimlerde yine belediye başkanı adayı olmayı düşünüyor musunuz? diye soruyoruz.

“13 aylık bir süre var, malum yeni yerel yönetimler yasası çıktı, Muğla büyükşehir oldu. Fethiye belediyesi genişledi.Ölüdeniz, Göcek,Üzümlü,Karaçulha,Çamköy,Çiftlikköy Belediyeleri Fethiye’ye bağlandı 20 tane köy Fethiye’ye bağlandı .13 aylık da bir süre var.Bu süre içerisinde vatandaşımıza soracağız, halkımıza soracağız,halk tekrar bizden bu dönem aday olmamızı uygun görürse onların bulunmamı istediği yerde, ben de olmak isterim.Gönül arzu ediyor ki bu meslekte 3 dönemden sonra bu görevi bizden daha iyi yapabilecek bir arkadaşımıza, görevi devredelim,teslim  edelim o da bizden çok daha yukarılara Fethiye’yi   taşısın; ama adaylar da ortaya çıksın,kamuoyunun bir nabzını yoklayalım ona göre karar veririz.”diyor.Başkanımız aslında kendinden emin.Muğla büyük şehir oldu. Muğla büyükşehir belediye başkanlığını düşünüyor musunuz?diyoruz.“Başkan objektif bir şekilde Muğla zor” diyor.Onun gönlünden yine Fethiye’nin geçtiğini düşünüyoruz..

Sizin belediye başkanlığınız döneminde  Fethiye’nin  çehresi çok  değişti diyorlar.Fethiye için yapmak  istediğiniz  her  şeyi yapabildiniz mi?diye soruyoruz. “Hayır hayır,nasıl bir evin eksikler bitmezse bir şehrin Fethiye gibi gerçekten Allah u Teala’nın özenip bezenip yarattığı bir coğrafya içerisindeki bir şehrin, eksiklerinin hepsini tamamladık diyemem. Böyle  bir şey mümkün değil zaten yanlış olur;fakat şu var saygıdeğer Fethiyelilere  söz verip de yapamadığımız; çok bir şey yok; ama yapamadıklarımızı ne için  yapamadığımızı onlara çok net bir şekilde anlatıyoruz.”diyor.Fethiye halkı başkanın elinden geleni yaptığını biliyor.Bazı aksaklılara kızsa da bunun ileri bir tarihte düzeleceğine inanıyor;yani başkanın halkın gözünde kredi notu çok yüksek.

Başkana, Fethiyelilere söz verip de yapamadığı şeyleri soruyoruz. Açık yüreklilikle anlatıyor.”Kreuzen iskele yapacaktık buraya. 2008 yılında her türlü izini aldık bu büyük gemilerin Kuşadası’na ,Marmaris’e ,İzmir’e, Antalya’ya  gelen için de 1500 ve 3500 arası yolu bulunan turistik gemilerin buraya gelmesi için  iskele yapacaktık.Gerçekleştiremedik.Yine tekne bağlayacak yerimiz kalmadı. Fethiye’nin ekonomik anlamda kalkınmasına büyük katkı sağlayacak arkamızda 350 kapasiteli yat yanaşma yeri yapacaktık onun da gerçekleştiremedik.Macarkapüs dediğimiz Çatalarık Mahallesi’nde oturan insanlarımızın oturdukları mahalleyi  güzelleştirmek,yol, kaldırım, park,bahçe alanları yapabilmek için bir imar uygulaması  yaptık ; o imar uygulamasının aksi itirazları vardı. Bu projeyi de gerçekleştiremedik.Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Bunların sebebi tamamı ile bizim halkımıza söz verdiğimiz; ama yapamadığımız , gerçekleştiremediğimiz işler.Bunları da zaten kamuoyunda  zaman zaman paylaşıyoruz.”diyor.Fethiye  ile ilgili birçok yenilik yaptınız bu projeler nasıl ortaya çıkıyor? diye soruyoruz.“Biraz önce söylemiştim size.Bir defa her şey sevgiden dolayı geliyor.Sevgi, sorumluluk gerektiriyor bu bizim sözümüzdür.Fethiye’ye olan aşkımızdır.Her gün sabah kalktığımızda, bu şehrin hangi eksiğini giderelim arayışı. Eksik olmasın bütün çalışma arkadaşlarım ve seçilmiş mecliste arkadaşlarımla Fethiye’nin eksik gördüğümüz taraflarını gücümüz yettiğince, bazı şeylere gücümüz yetmiyor.Ekonomik anlamda belediyenin imkanları sınırlı,yapmaya çalışıyoruz çocuklar.”Ekibinizin sağlam olduğu belli ekibini kuramayan bir başkanın  başarılı olması beklenemez diyoruz.                                                                                                                                                                         
  “Tabi ,başarılı takım ruhuyla gelir.Tek başına bir elin nesi var,iki elin sesi var derler .Çok karakterli arkadaşlardan oluşmuş bir çalışma grubumuz var; onlarla beraber Fethiyelilere hizmet etmek bizim için onur.”diyor.Biraz da sizi başkanlığınızın dışında tanımak istiyoruz. Nasıl bir aile hayatınız var?diye soruyoruz. “Mazbut bir aile hayatımız vardır;  onu çocuklarıma ve eşime sorsanız daha iyi bir cevap alırdınız.Mütevazi bir aile hayatımız var bizim.Her orta halli muhafazakar  bir aile gibi biz de işle, annemizle babamızla etrafımızda çocuklarımızla olmaktan mutluluk duyarız..Aile fertlerimizle hayatı paylaşmaktan keyif  alan bir aile yapısına sahibiz. Akşamları genelde dışarıda program olmazsa ev hayatını tercih ediyorum;çünkü  gündüz yoğunluğundan ev ortamını özlüyorum. Ev, iş, gazete,televizyon,kitap arasında zamanımızı geçiriyoruz.”diyor.Seçilmek,sevilmek çok güzel duygular;ancak başkanımızın sakin bir aile hayatına da özlem duyduğu gözlerimizden kaçmıyor. Hemen ardından Behçet saatçi evinde ne yapar?Bize evinizde olduğunuz bir günü anlatır mısınız? diyoruz. “Şimdi şöyle söyleyeyim; cumartesi ya da pazar zaten çok fazla düğünler oluyor yani gündüzleri evde olma şansımız olmuyor.Hatta bazen akşam da  saat 10’ a kadar başka  şansımız olmuyor.Sosyal davetlerimiz dediğimiz halkımızın iyi gününde ve kötü gününde yanında olmak üzere asker yemeğinde, evlilik yemeğinde,düğün dernek günlerinde bir arada olmak için hafta sonları genelde düğünleri gezerek  geçiyor;ama  onun dışında evde oturursak her aile gibi evde çay demlenir, varsa evde ufak tefek meyve filan ortaya konur; gazete, kitap ,televizyon ,sohbet zaman öyle geçiyor.”Behçet Saatçı bizden farklı bir hayat sürmüyor.Belki de başarısının sırrı bu.

Sizin çocuğunuz olmak hem çok onur verici bir şey olsa gerek hem de çok zor olsa gerek.Bunca yoğunluk sırasında eşinize ve çocuklarınıza zaman ayıra biliyor musunuz?diye soruyoruz. Bu soru ile birlikte başkanın ses tonu sertleşiyor,mimikleri asılıyor. “Hayır özellikle çocuklarımın tam yetişme zamanı, ergenlik çağı dediğimiz zamanda Allah u Teala bize bu işi kısmet etti . Çocuklarımın her türlü problemleriyle eşim ilgilendi o anlamda eşime müteşekkirim.”diyor.Çocuklarının yanında olamamanın hüznü bir anda yüzüne yansıyıveriyor.Neşeli hali gidiyor ve durgunlaşıyor. “Mustafa’yı bilmiyorum;ama ben babasız büyüdüğüm için baba sevgisini tatmadım.Çocuklarınızın yerinde olsam sizi çok kıskanırdım.Koskoca Fethiye ile sizi paylaşmak zor olmuştur.”diyorum.Gülümsüyor ve ekliyor: “Her şeyin bir bedeli var.” “Bu yoğunluktan dolayı eşinizin ya da çocuklarınızın isyan ettiği zamanlar oluyor mu? diyoruz.

“Çocuklarımın zaman zaman oluyor.Eşimle beraber yola çıktığımız için onun şikayeti olmaz. çocuklarımın tabi ki baba sevgisinden yoksun kaldığı,baba saygısı ve otoritesinin eksik olduğu zamanlar oldu tabi.”diyor.Hangi çocuk babasını paylaşmak ister ki?Çocuk için, babası ne olursa olsun öncelikle babadır.Çocuklarınızla zaman zaman fikir ayrılığına düştüğünüz oluyor mu ?diyoruz.

“Tabi çok normal.çocuklarımla aramda aşağı yukarı 30 yaş fark var.Ben dünyaya 56 yaşıyla bakıyorum onlar 23,24 yaşıyla bakıyor.”Çocuklardan çıkmışken her şeyi sormak istiyoruz.Bu konudan konuşmak hoşuma da gitmiyor değil.Bir çocuğun babasıyla neler yaptığını merak ediyorum.Benim asla yapamadığım,yapamayacağım şeyler olduğundan belki de… Çocuklarınızla en çok ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz? diyoruz. “Büyük oğlumda avcılık hastalığı var; baba, oğul ava gittiğimiz zaman çok keyif  alıyoruz.Ufak  oğlumla  futbol  oynarken  çok keyif alıyorum.Baba, oğul aynı takımda Top oynamak çok keyif  veriyor  insana. Bir de üçümüzün ortak hobisi var;  balığa gidiyoruz  Bazen.Çocuklarla balığa gitmek  ya da bir Fenerbahçe  maçı  seyretmek  çok  keyif  veriyor . Ben  biraz  eleştirelim  onlar  bana kızılıyorlar;ama ben  Fenerbahçe’yi de  eleştiriyorum kötü oynadığında. Çocuklarımla bunları yapmak çok keyif veriyor.”diyor.Bunları söylerken başkanın gözlerinin içi gülüyor.Çocuklarıyla olmaktan ne kadar mutlu olduğunu anlıyoruz.Bense başkanı ağzı açık dinlerken.“Ben bunlardan hiç birini yapamadım babamla” dedim.Aslında bu cümle ağzımdan istemeden çıkıverdi.Başkan, “Sizinle de gideriz çocuklar” dedi.Bir an çok utandım.duygularımı bu kadar belli etmemeliydim.Mustafa’nın bakışları da “sen ne yapıyorsun” der gibiydi.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                         
“Bu hüzünlü havayı dağıtmak için çocukluğunuz nasıl geçti ?”diyor Mustafa. Nasıl bir ailede yetiştiniz? “Biz iki kardeştik,huzurlu bir aile ortamında yetiştik,yaşlılarla beraber olduk,büyüdük. Ekonomik anlamda karayollarında işçilik yapan bir babam, evin ekonomisine terzilik yaparak katkı sağlayan anam vardı.İkisi de sağ,ikisine de müteşekkiriz.Bize çok şey verdiler.her şeyden önemlisi de boğazımızdan haram lokma geçirmediler,en önemlisi bu.” diyor.Düzenli bir aile yaşamı neticesinde düzenli bir hayat ve başarılı evlatlar…

Hangi tür kitapları okursunuz?diye soruyoruz. “Konumuz  gereği hep böyle toplumsal  olayları ilgilendiren yada toplumsal değerlendirmeleri yapan kitapları yada siyaset kitapları okuyorum; fakat roman okumak beni dinlendiriyor.Şu an kardeşimin yaş günümde  hediye ettiği Yaşar Kemal’in dört ciltlik,adalardaki hayatı anlatan mübadelede, göç  sırasında Kurtuluş Savaşı sonrası yeni yerleşimi anlatan güzel bir kitap var onu okuyorum.”Kitap okumanın önemini bir kez daha anlıyoruz.Bu arada başkanın ilk,orta ve lise yıllarında hep sınıf başkanı olduğunu öğreniyoruz.Hep kendisini sınıf başkanı seçerlermiş.Bunun bir tesadüf olmadığını söylüyoruz.                                                                                                                                                                                                                  
Bize Behçet saatçı olmanın zorluklarını anlatır mısınız?diyoruz.Zorlukları yok,keyifleri var yani toplumun saygısını ,sevgisini kazanmak; çocukla çocuk, büyükle büyük olmak, vallahi insana çok keyif veriyor arkadaşlar.”diyor.Bunları söylerken başkanın gözlerinin içi gülüyor.Sözlerinden yaptığı işi çok sevdiğini anlayabiliyoruz.Başkanlık yaptığınız bunca yıl,  size ne getirdi? Sizden ne götürdü? diyoruz.  “Tabi ki  fizikman  42 yaşında  başladım  ben  bu işe, şu an 56 yaşındayım .13-14 yıldır bu görevde  ömrümüzün belli bir süresini geçirmişiz;ama Allah var,saygıdeğer Fethiyelilere ne kadar teşekkür etsem azdır. Bu şerefli görevi 3 dönem bize layık gördüler.İnanıyorum ki biz de onlara mahcup olmadı ki onlar da bize 3 dönemdir oy veriyorlar. Geçen sürenin ve yıpranmışlığımızın boşa gitmediği kanaatindeyim.”diyor.Yaptığı işin karşılığını aldığı için yıpratıcı şeyleri çabuk unuttuğunu belirtiyor.

Eşinin de bir eğitimci olduğunu bildiğimizden eğitim alanında önemli projelere imza attığını biliyoruz.Fen lisesi gibi.Okulların hep merkezde toplanmasının sakıncasını soruyoruz. “ Öğrenciyi teşvik edebilecek her türlü kötü alışkanlık var.Bu yüzden Türkiye’nin belki ilk Milli Eğitim Kampüs alanı olan bizim değirmen başı mevkisine okullarımızın taşınması zaruridir.” diyor. Biz de bu konuda başkana katılıyoruz.Öğrenci olduğumuz için biliyoruz,sıcak havalarda bazı arkadaşlarımız dersi bırakıp internet cafeye ya da kız arkadaşını alıp kordono gidiyor.Dersten kaçmaları çok olmasının nedenlerinden biri de okulların çevresi.

Sanat ve kültürel faaliyetlere çok destek veriyorsunuz.sanat kültür alanında yetenekleriniz var mı?diye soruyoruz. “Keşke olsaydı yani ilk okuldayken,orta okuldayken  güzel şiir okuduğumu söylerlerdi;fena da resim yapmam özellikle yağlı boya resimlerim fena değildir.Hep arzu ettiğim bir enstrüman çalmaktır.İşte saz olsun  gitar olsun ama onu da beceremedik.Kendi  yapamadıklarımızı çocuklarımızda görmek istiyoruz. Oğlumun  bir tanesi çok güzel saz çalıyor,bir tanesi de ney üflüyor.”Son olarak biz gençlere bir tavsiyeniz var mı?diyoruz. “Yaptığın işi sevin her zaman.Yaptığı işi seven insanın başaramaması mümkün değildir.”diyor.Başkanla konuşmaya kendimizi  o kadar kaptırmışız ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyoruz.Teşekkür edip ayrılıyoruz.

Başkanımız konuştuktan sonra başkanı, bir de eşinden dinlemek istedik.Yetkililere sorduk,perşembe günleri Fethiye Evi’nde olduğunu öğrendik.Perşembe gidip derdimizi anlattık. Bizi çok sıcak karşıladı.Biraz sohbetten sonra sorulara geçtik.Biz zaten Sayın Behçet Saatçı’yla röportaj yaptık;fakat Onu bir de  sizden duymak istedik.Başkanla nasıl tanıştınız? diye sorduk. “Başkanınızla tanışma diye bir şey yok başkanınız benim akrabam.O benim halamın oğlu. Biz  mesafeli büyüdük, öğretmenlikten sonra evlenmeye karar verdik. Ailemize  açtık  meseleyi,onlar da destek olunca evlendik.27 yıllık evliliğin hikayesini böyle anlatıyor Nesrin Hocam.

Behçet Saatçı nasıl bir insan? diye soruyoruz. “Duygusaldır,çok merhametlidir.O böyle hani dışarıdan gördüğünüz, bazılarına göre sert gelebilir; ama aslında güler yüzlüdür.Çok yufka yüreklidir, iyi bir insandır.”diyor.Bunu söylerken o kadar sevgi dolu söylüyor ki eşine duyduğu sevgi ve saygının büyüklüğünü anlayabiliyoruz.Nasıl bir aile hayatınız var? diyoruz. “Bizim sıradan bir aile hayatımız vardı;ama başkanlıktan sonra belli bir aile hayatınız olmuyor,Çocuklarınızı yalnız büyütüyorsunuz.Bu işe gönül koyduysanız sorumluluğunuz fazlaysa eşiniz  her an  sizin yanınızda olamıyor. Anne artık çocuklarla ilgileniyor.Başkanın akşamları pek eve gelmediği dönemler oldu. İlk yıllarımızda, çocukların babasını bir hafta görmediği zamanlar oldu;çünkü gece geç saatlere kadar çalışıyordu. ergenlik dönemlerinde zor bir süreç  geçirdik ergenlik dönemi ailenin birlikte olması çok önemli. Baba olmadı için  çocuklarımız ergenlik problemlerini ağır bir şekilde yaşadı.Şimdi ben çevremdeki herkese, çocuklarınızın ergenlik döneminde ailenin birlikte olması lazım ,problemlerin  birlikte halledilmesi lazım;çünkü  çocuklar büyüdükçe  o problemleriniz de büyüyor” diyor. Hocamız.Bunları söylerken zaman zaman geriliyor,zaman zaman duygusallaşıyor.Belli ki zor bir dönem geçirmişler.Fethiye böyle bir başkana sahip olurken çocukları babalarına hasret kalmışlar.Başkanın da dediği gibi her işin bir bedeli var.

Başkanımız çocuklarına karşı nasıl bir babadır ?diyoruz.”Çok iyi bir babadır.Şakalaşır, çocuklara biraz  mesafelidir;ama çocuklarıyla her şeyi konuşmasını da bilir.Öyle sert bir baba değildir.” Çocuklarınız her şeye rağmen çok şanslı diyoruz. Başkanımız en çok neye sinirlenir?diyoruz.“En fazla yalana kızar,yalana tahammülü yoktur,kin tutmaya kızar, söz verip de verilen sözü yapmamaya kızar, eksikliklere kızar,her işin mükemmel olmasını ister.” sakin biri olup olmadığını soruyoruz. “Sakin biridir;ama şu vardır birazcık da genlerinde kara denizlilik  geni de var ya ,oradaki genlerden herhalde çabuk parlayıp çabuk söner.Bir parlar hemen yumuşar.” Başkanın oğlak burcu olduğunu öğreniyoruz. Oğlak burcunun liderlik özelliği taşıdığını belirtiyor.Behçet saatçi ile çocuklarınız arasında kaldığınız oldu mu? diyoruz. “Oldu,hala da oluyor.Behçet Bey,biraz baskın karakter dediği olsun ister.Karşıdaki kişiyi de dinler;ama son kararı kendisi verir.”diyor.Bu arada çocukların babalarını destekleyip desteklemediklerini merak ediyoruz. “Desteklemek zorunda kalıyorlar,zirvede bırakmasını istiyoruz.Çocuklar ergenlik döneminde yanımızda değildi.Bundan sonrası önemli değil diyorlar.” Hemen adaylık kararlarını birlikte alıp almadığını soruyoruz.“Kararlar,Fethiye ile alınıyor,aile ile değil.”diyor.

Başarısını sağlıklı bir ailede büyümesine bağlayabilir miyiz?diyoruz. “Mutlu bir aile hayatı geçirmiş annesi ve babasıyla.Çok mücadeleci bir tip.Kendisi her zaman zoru başarmayı sever.Öğrencilik hayatında da çok zorluklarla okumuş. Şu anda geldiği yere gerçekten hani kartallar gibi tepeden değil, yılan gibi sürünerek geldiği için uzun süredir bu mevkide.Geldiği yere direk tepeden gelmemiş Başkan Bey.Sürünerek hak ederek yavaş yavaş geldiği için o zirvede şu anda.Yani yerinin hakkını verebiliyorsa onu hak ederek geldiği içindir.”diyor.Bunu söylerken ne kadar gururlanarak söylediğini görebiliyoruz.Nesrin Hocama,bu sıcak sohbet için çok teşekkür ederken “Herkesin Fethiye’miz için yapabileceği bir şeyler vardır.”diyor ve burada noktalıyoruz.

Yoruma kapalı.