Cuma,20,Nisan,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2013 » Fethiye’nin Şöfor Nebahat’I Meral Abla

Fethiye’nin Şöfor Nebahat’I Meral Abla

Röportajın Adı: Fethiye’nin Şöfor Nebahat’I Meral Abla

Ömer Özyer Anadolu Öğretmen Lisesi

Öğrenciler: Şebnem Irmak İpek  – Fulya Suvacı

Öğretmen: Taner Kılıç

FETHİYE’NİN ŞOFÖR NEBAHAT’İ  MERAL ABLA

Büyük şehirlerde birçok insanın ulaşımda kullandığı sarı taksiler turizm şehri olan güzel ilçemizin vazgeçilmezlerindendir. Taksi şoförü deyip geçmeyin; her gün birçok insanla uğraşmak yollarda saatlerce direksiyon sallamak, gecenizin gündüzünüze karışması hiç de kolay bir iş olmasa gerek. Hele de bu meslekte bir bayansanız… Evet doğru duydunuz, çok garip geliyor kulağa değil mi? Kadın taksi şoförleri, Türk insanının hayatına 1960’lı yıllarda Belgin Doruk ve Fatma Girik’in oynadığı filmlerle girdi. Ailesinin geçimini sağlamak için taksi şoförlüğü yapmaya başlayan bir bayanın hikayesini anlatan “Nebahat Abla” filmi Türk insanını derinden etkilemişti. Ancak, filmin üzerinden yaklaşık elli sene geçmesine rağmen bu meslek kadınlar arasında yaygınlaşmadı. Nasıl yaygınlaşsın ki erkekler için bile bu meslek her geçen gün suç oranının arttığı bir dünyada oldukça zorken? Bayanların bunca zorlukla baş etmesi olanaksız gibi görünüyor. Lakin tüm bu zorlu koşullara karşın senelerdir dizilere, filmlere konu olan bayan taksi şoförüne güzel ilçemizde de rastladık. Bu mesleğin zorluklarıyla bir bayanın başa çıkması, mesleğini bu kadar severek yapması bizleri oldukça şaşırttı. Gazetelerde okuyoruz, haberlerde izliyoruz. “İstanbul’da taksici gasp edildikten sonra bıçaklandı, hayati tehlikesi devam ediyor…” Buna benzer nice haberler… Erkekler bunlarla karşı karşıya iken kim bilir bizim Meral Ablamız nelerle karşı karşıya kalıyor her gün.

Şimdiye kadar birçok röportaj teklifi almış hepsini reddetmiş Meral Abla. Biz öğrencilerin bu isteğine olumsuz yanıt veremiyor. Bizi de bu durum çok mutlu ediyor doğrusu.

Güneşin bulutlarla saklambaç oynadığı serin bir günde Meral Abla ile sıcacık bir sohbete başlamak üzere buluşma mekanı olan Meral Abla’nın taksi durağına gidiyoruz. Meral Abla yüzünde kocaman tebessümüyle karşılıyor bizleri. Hal hatır sorma faslı bittikten sonra samimi diyalogların oluşturduğu bir sohbet başlıyor aramızda. İşe hiç tanımadığımız Meral Abla’yı kısaca tanıyarak başlıyoruz.”Ben Meral GÖKÇE 1971 Kayaköy doğumluyum, evliyim bir oğlum var.” diyerek kısa bir giriş yapıyor. “Bu mesleğe başlamaya nasıl karar verdiniz?” “Senelerce kapımızın önünde öylece duran bir ticari taksimiz vardı zaten. Adliyede memur bir arkadaşım, tayini çıkınca Bilecik’e gitmişti. Yazın buraya tatile geldiğinde ona canımın sıkıldığından yakındım. O da bana taksiye çıkma fikrinden söz etti. Kahkaha atarak ben ve taksicilik mi hiç olur mu öyle şey, dedim ama bakın çok da güzel oldu” diyerek muzipçe gülmeye başladı. Onun bu neşeli halleri bizi de kahkahalara boğdu. Karşımızdaki bu bayanın samimi tavırları çok hoşumuza gitmişti. Birden gözleri uzaklara daldı bir parıltı oluştu göz bebeklerinde “ Taksiye ilk çıktığım günü dün gibi hatırlıyorum 20 Eylül 2006 Ölüdeniz’e götürmüştüm ilk müşterimi elli lira kazanmıştım ilk paramdı” dedi. İlk parasını kazanmış olmanın gururunu bizlere hissettirerek. “Size göre taksicilik nedir?’’ “Taksicilik rehber öğretmendir bir nevi. Örneğin arabaya binen insan sinirliyse kapıyı sertçe çarpar eğer o insana karşı ters kelimeler kullanırsanız o kişide film kopar. Kontrolü ona vereceksiniz, huyuna gideceksiniz.” Bu benzetme çok hoşumuza gidiyor. Meral Abla insanları kendi çapında çözmüş görünüyor, insanların pek göze çarpmayan hareketlerini inceliyor, bu hareketlere kendince yorumlar getiriyor. “İyi bir taksici olmanın şartları nelerdir?”  “Bir taksici iyi bir taksici olmak istiyorsa görmeyecek, duymayacak, bilmeyecek yani üç maymunu oynayacak. Biz her gün nelerle karşılaşıyoruz bir bilseniz. Müşteri ilk önce size güvenecek sonuçta hayatını size emanet ederek biniyor arabanıza. Bu nedenle arabada müşteri varken biz şoförler iki kez düşünüyoruz. Allah korusun onlara bir şey olsa biz kendimizi nasıl affederiz, ben affedemem.” Hak veriyoruz Meral Abla’ya can taşımanın sorumluluğu hiçbir şeye benzemez sonuçta. “Her şey iyi güzel de ya eşiniz ve oğlunuz bu durumu nasıl karşıladılar?’’ “Eşim zaten taksici 1995’ten beri durağı var. Oğlum bu işe başladığımda küçüktü. Başlarda arkadaşlarının tepkisinden dolayı yadırgadı ama zamanla alıştı. Şimdi durağımızın en genç üyesi. Aslında oğlumun okumasını çok istedim. Ben okula götürdüm o arka kapıdan kaçtı. Şimdi elinde bir mesleği var ama taksiciliğin sonu yok. Sonunda ısrarıma dayanamayıp liseyi açıktan okuyor şimdi. Ben okuyamadım çok pişmanım. Oğlum da pişman olsun istemiyorum.” Bir burukluk oluştu bu cümlelerden sonra hepimizin yüreğinde. “Siz okuyun kızlar, siz okuyun… Kendi alın terinizle ekmeğinizi kazanmak çok farklı. Kazanmanın ne demek, olduğunu bildiğiniz için harcarken de ona göre davranıyorsunuz İleride eşinize avuç açmayın.” diyerek ablalığını da yapıyor Meral Ablamız. Ortamın havasını dağıtmak için sorularımıza devam ediyoruz.”Peki anne babanız nasıl tepkiler verdiler bu durum karşısında?” “Çok kızdılar çok… Köy yerinde kadının çalışması zaten yadırganır hele de taksicilik çevremde çok daha fazla tepki uyandırdı ama ben yılmadım, yoluma devam ettim. Yürüdüğüm bu yolda en büyük destekçim ise ağabeyim oldu. Aileme karşı hep benim yanımda oldu ve kadın erkek eşitliğini savundu babama karşı.” “Okuyamadığınızdan bahsettiniz bunun nedeni nedir ve eğer okusaydınız hayalinizdeki meslek neydi?” Biraz buruk bir tebessümle “Ailem tütüncülük yapıyordu senede bir kez geliri olan bir meslektir bu nedenle yalnız ağabeyim okuyabildi. Eğer okuma imkanım olsaydı polis olmak isterdim ama okusam da olamazdım, boy sınırı vardı.” deyince havada kahkahalar uçuşmaya başlıyor. Ne muzip, tatlı bir bayan bu Meral Abla diye düşünmeden alamıyoruz kendimizi. Masadaki çaylar tazeleniyor sohbet en koyu şekliyle devam ediyor. “Taksiciliğin bir bayan olarak avantajları nelerdir?’’ “En önemlisi bir bayan olarak kendine güvenin artıyor, kendi ayaklarının üzerinde duruyorsun, kimseye avuç açmıyorsun. Eşim de bu mesleğin içinde olduğundan beni anlayabiliyor her an nerede olduğumun hesabını vermek zorunda kalmıyorum. Sonuçta biz taksi şoförlerinin ne zaman nerede olacağını kimse bilemez. Arabama binen müşterime göre bir bakmışsın Dalaman’dayım bir bakmışsın Marmaris’te. Ayrıca bayan olarak bu meslekte erkeklerden daha çok kazandığım bir gerçek. Ah bir de internet kullanabilsem, kendime adres açacağım ama bunlar öğretmiyorlar bana, korkuyorlar benden fakat kafaya koydum halk eğitimde bilgisayar kursları varmış onlara katılacağım. Bir de motor ehliyeti alacağım bunlara inat. Benimle motor süremez diye dalga geçiyorlar, göstereceğim onlara.” Meral Abla’nın eşi hemen sohbete dahil oluyor “Ben interneti öğreneceğim dediğinde bana demediğin laf kalmadı ya.” “Derim tabi sen oraya buraya tıklarsın sana güven mi olur?” diye lafını esirgemiyor Meral Abla. O kadar tatlı ki bizi yine kahkahalara boğuyor. Anlatmaya devam ediyor. “Daimi müşterilerim var, özellikle kıskanç sevgililer kız arkadaşlarını bir tek bana emanet ederler. Durağımızdaki erkek şoförlerimiz de tabi ki çok güvenilirdir. Arabasına binen bir bayana namusları gözüyle bakarlar ama bir bayanı bayana emanet etmek daha güvenilirdir doğrusu. Sonuçta bayanlar benim yanımda daha rahat hareket edebiliyorlar. Özellikle bir mekana girdiğimde benim tanımadığım insanların bile beni bayan taksici adıyla tanıyor olması çok hoşuma gidiyor.”diyerek samimi bir itirafta bulunuyor. “Bir sakıncası yoksa ne kadar kazanıyorsunuz diye sorabilir miyiz?” “Günden güne değişir. Salı günleri pazara gelmek için birçok turist taksi kullanıyor. Salı günü kazandığınız para ile perşembe gününki aynı olmaz.” “Yazları turistler sayesinde kazanıyorsunuzdur ama kışın pek müşteri olmuyordur herhalde?” “Tabi yazın çok kazanırız ama kışın da bağlantılarınız varsa kazanırsınız yine. Yeter ki müşteriler sizi sevsin daimi taksicisi olduğum çok insan var. İnsanlar taksiye bindiği zaman bir hal hatır sormak azıcık sohbet etmek rahatlatıyor insanları. Kendilerini daha rahat hissediyorlar böyle olunca, hep sizinle yolculuk yapmak istiyorlar. Tabi yazın kazandığınız para ile kışınki birbirini tutmaz. Yazın, günde en az  elli lira alırsınız ama kışın bir günde elli lira kazanmak çok çok iyidir.” “Doğrusu biz genelde yabancıların taksi kullanmadığını düşünüyorduk. Taksilerin bu kadar iş yaptığını düşünmüyorduk.” diyerek samimi bir itirafta bulunuyoruz Meral Abla’ya. “Bu avantajların yanı sıra dezavantajları da olmalı bu mesleğin sizin için?” “Olmaz mı, çok hem de. Taksime binen erkeklerin %80’inin sorduğu ilk soru “Evli misin?’’ oluyor. Değilim desem vay halime. Dakika bir, gol bir olacak. Bu meslekte bayansanız çok dikkatli olmak zorundasınız. Arabanıza binen bir insan size hangi gözle bakıyor, buna dikkat etmeniz gerek. Ne tekliflerde bulunanlar var bilemezsiniz kızlar. Beni biraz dolaştır, eğlendir, diyen tiplerle karşılaşıyoruz her gün. Hele gece birden sonra arabanıza binen adamdan hayır gelmez. Gecenin o saatinde bir bayan görünce insanlar; direk, iyi bir kadın olsa bu saatte ne işi var, diye düşünüyorlar ama yavrum herkes ekmek parası peşinde işte. Bir bayan olarak bu mesleğin zor olduğunu tahmin edebiliyorduk ama bu kadarını da beklemiyorduk doğrusu. Alın teriyle ekmeğini kazanmaya çalışan bir bayana kurulan cümleler insanlığın nerelere gittiğinin küçük örnekleri oluyor bizim için.”Size özenip bu mesleğe başlamak isteyen bayan bir arkadaşınız oldu mu?’’ “Oldu ama yirmi bir gün dayanabildi. Genç bir bayandı zaten. Bu meslek kesinlikle genç bayanlara göre değil. Bakın bana, güçlü kuvvetliyim, sorun çıkartanı atarım arabadan. Gencecik kızın ayyaş adamlara gücü nasıl yetsin ki?” derken kol kaslarını sıkıp bize güç gösterisi yapıyor Meral Abla. “Sen çok yaşa emi Meral Abla.” diyerek gülüşüyoruz. “Müşterilerinizden nasıl tepkiler alıyorsunuz?’’ “Çok güzel. Bana kadınların gururusun, diyorlar. Özellikle yabancılar sürekli resim çektirmek istiyorlar benimle, kartımı istiyorlar.” “Yabancılar ile anlaşmakta zorlanıyor musunuz, yabancı dil biliyor musunuz?” “Çok az nasılsınız, nereye gideceksiniz diyebiliyorum o kadar. Aslında şu interneti bir öğrensem, orda enter tuşuna basıp tüm dillere çeviriyormuşsun” sesinde sevecenlik ve yakınma bir arada. “Bayan olmanız karşısında sorun çıkaran müşterileriniz var mı?’’ “Tabi bazı kıllık yapan müşterilerim de yok değil. Bayan olduğum için arabama binmek istemeyen erkeklerle de karşılaştım. Size başımdan geçen bir olayı anlatayım. Yeni başladığım zamanlardı bu mesleğe. Bir adam, koştura koştura durağa geldi. Sıra bendeydi hemen bindi arabama. Beni görünce aniden kapıyı çarpıp çıktı. Ben neye uğradığımı şaşırdım. Ben asla bir bayanın kullandığı arabaya güvenip binmem, dedi. Başka bir arabaya yöneldi. Çok ağlamıştım bu olay karşısında.”Bu olaylar karşısında bu mesleği bırakmayı düşündüğünüz zamanlar oldu mu?” Net bir şekilde: “Asla! Yılmak bana göre bir iş değil.” Meral Abla’nın bu kararlılığını örnek alıyoruz kendimize. Hayatta her zaman işler istediğimiz gibi gitmeyebilir. Yolumuza taş koymak isteyenler elbette ki olacaktır ama biz yılmadan o yolda yürümeye devam etmeliyiz.” Bu mesleği madem bu kadar çok seviyorsunuz. Keşke daha önce başlasam dediğiniz oluyor mu hiç?” “Önceden başlamayı çok isterdim ama genç bir bayana göre bir meslek değil. O yüzden ne kadar istesem de önceden başlayamazdım zaten bu mesleğe.” İçeriden güler yüzlü bir başka taksi şoförü geliyor bir avuç şekeri masaya bırakarak samimi bir edayla “Ne anlatıyorsun Meral Abla kızlara böyle? İçeriye kadar kahkaha sesleriniz geliyor.” Neşemizi anlaşılan içerideki şoförlerde fark etmiş. Meral Abla sevimli ve samimi sesiyle “Kızlarım ile sohbet ediyoruz, görmüyor musun meraklı şey?” diyor. İkram edilen şekerlerle ortam daha da tatlı bir hava alıyor. “Bu kadar erkeğin arasında tek bayan olmak sizin için zor olmuyor mu?” “Başlarda çok zor oldu. Bunlar var ya bunlar beni istemediler başlarda. Yalnız yemek yedim, yalnız oturdum. Benim yanımda rahat rahat sohbet edemediler tabi.” diyerek gülümsüyor. Diğer şoförlerden bir tanesi “Aa şuna bak! Meral Abla bizi çekiştiriyor.” diyor. Meral Abla hemen cevabını yapıştırıyor tabi “Sus bakayım sen, yalan mı? Rahat rahat erkek muhabbeti yapamadınız yanımda. Ben de ne yapayım kızlar, zamanla onlara ayak uydurdum. Yirmi beş kişinin bir kişiye uyacak hali yok ya, en sonunda ben de çareyi onlara uymakta buldum. Bazen onların arasında bayan olduğumu bile unutuyorum.” diyor. “Çoğu erkek Meral Abla’nın eline su dökemez.” diyor arabasının camını silen taksi şoförü. “Ya yolda arabanız bozulduğunda neler yapıyorsunuz?” “Lastik  falan patlamışsa hiç sorun yok anında değiştiririm ama başka bir sorun karşısında elimden bir şey gelmez.” diyor samimi bir şekilde. “Bayan şoförlere karşı erkeklerin tepkisi pek olumlu olmuyor bu bir gerçek. Siz de bir bayan olarak bu tarz zorluklar yaşıyor musunuz trafikte?’’ “Haklısınız bayanlar bana biraz kızabilirler ama ben de bayanlara kızıyorum trafikte. Genelde bayanlarımız araba kullanırken fazla dikkatli oldukları için sakınan göze çöp batar hesabı hatalar yapıyorlar. Tabi biraz da panik durumu söz konusu. Lakin ben bu tip sorunlar yaşamıyorum pek benim için sarının üzerinde bayanlık bitiyor.” Bizim Meral Abla baya usta şoför çıktı desenize diye düşünüyoruz. “Bir bayanın iş hayatından ayrı bir de ev yaşamı var. Sonuçta siz taksicilik ve ev işlerini yürütme konusunda zorlanıyor musunuz?” “Oldukça zorlanıyorum. Özellikle yazın çok daha yoğun oluyoruz. Ancak yemek ve bulaşıkla ilgilenebiliyorum evde. Haftada bir bayan geliyor geri kalan işlerimizi o hallediyor.”  “Peki eşiniz size bu konuda yardımcı olmuyor mu?” sorusuna kahkaha atarak biraz da yakınan bir ses tonuyla: “O ve ev işi mi? Çayı demlerim, bardaklara doldururum da alıp götürmez içeriye. Ev işi Türk erkeğini bozarmış, öyle diyor.” Ah Meral Ablamız, sen işte, sabahtan akşama direksiyon salla eşiniz evde size yardımcı olmasın oldu mu ama şimdi? O da yoruluyordur tabi ama ikisi de aynı işi yapıyor sonuçta birbirlerinin halinden en çok onların anlaması gerekmez mi? “Durakta nöbete kalıyor musunuz?” Nöbet lafını duyunca gözleri ışıl ışıl oluyor bizim Meral Abla’nın “Tabi ki kalıyorum kafa dinliyorum, çok seviyorum çalışmayı.” Sesindeki mutluluk tınısı gözden kaçacak gibi değil. “Nöbete kalmanız aile yaşamınızı nasıl etkiliyor? Sizin için gecenin bir saatinde tek çalışmak zor olsa gerek.” “Gecenin o saatinde sarhoşlar, uğursuzlar hep sokaklarda oluyor. Şunu da söyleyeyim sarhoşun parası güzel olur, çok bahşiş verir ama tehlikelidir sonuçta. Arabaya binen kişiden şüphelendiysem hemen oğlumu veya eşimi ararım şu güzergaha gidiyorum diye haber veririm. Onlar zaten beni anlarlar, ben aradıktan sonra sık sık beni arayarak durumu kontrol ederler.” “Hiç şüphelendiğiniz biri bindi mi arabanıza?” “Sık sık karşılaşıyorum. Çok sarhoş insan attım arabadan, bıçak çekenler bile oldu. Ben bu işe başladığımda bu kadar yapılı değildim ama bu işte bayansanız kendinizi korumak için kalıplı olmak gerek. Ben çiroz bir şey olsam onlara gücüm nasıl yeter?”  “Bıçak kelimesini duyunca gözlerimiz yuvasından çıkacak gibi açılıyor, şok oluyoruz: “Yuh bu kadarı da olamaz!” “Oluyor yavrum oluyor daha neler neler var bilseniz, dudağınız uçuklar.” diyor. Fethiye küçük yer, bu kadarını düşünemiyor insan ya da bu güzel şehre yakıştıramıyoruz bunları, bilemiyoruz. Yaşadığımız şoktan kurtularak devam ediyoruz: “Uzun yola gitmek isteyen müşterileriniz olursa ne yapıyorsunuz?” “Bizler müşterinin nereye gideceğini önceden bilemeyiz doğal olarak önden de para isteyemeyiz. Arabaya bindikten sonra uzun yola gitmek istediğini söylüyor ve baktım şüpheli bir tipi var. Belki parası yok oraya kadar gideceğiz ama ücret ödemeyecek o zaman onu denemek için hemen şehirden çıkmadan bir benzinliğe giriyorum sonuçta kameralarla dolu bir ortam. Müşteriye: “Kusura bakmayın ama mazotumuz yetmeyecek önden bir miktar para alıp depoyu doldurabilir miyim?” diyorum. Baktım adam parayı çıkartıyor ha tamam bunun parası var diyor, rahatlıyorum.”  “Taksicilere herhangi bir tavsiyeniz var mı?” “ Bir taksiciye verebileceğim en önemli tavsiye, sakın tüm paralarını bir cebinde taşımasınlar. Bir cebinde büyük paralar olsun, diğer cebinde küçük çerezlik miktarlar bulundursunlar. Para üstünü verirken müşteriye büyük miktarları göstermeyin. Sonuçta niyetini bilemezsiniz, belki sizi soyacak.” Doğru söylüyor Meral Abla. Bu devirde kimin ne  olduğu belli olmuyor ne yazık ki. İnsan her an kendini kollamalı. Sıcacık diyaloglarımıza devam ediyoruz ortamı bozmadan “ En zor meslek insanla uğraşmak olsa gerek, siz de her gün birçok insanla uğraşıyorsunuz. Genelde her mesleğin yakındığı bir tip insan vardır, örneğin doktorlar hastalık hastası insanlardan yakınırlar, sizin de canınıza tak eden insan tipleri var mı?” Kısa bir an düşündükten sonra “Panik insanlar. Aman, dur çok hızlısın, ay kaza yapacağız, önünde araba var vb. sürekli bir müdahale halinde olmalarından son derece rahatsız oluyorum. “İşi ustasına bırakmak gerek sonuçta.’ diyerek gülümsüyoruz. “Bu mesleği ne kadar çok sevdiğinizi anlayabiliyoruz. Peki, başka bayanlara bu mesleği tavsiye eder misiniz?” Meral Abla ciddileşiyor birden: “Çok zor soru çok zor… Bu meslek beni çok mutlu ediyor ama başka bir bayana öneremem, her bayana göre bir meslek değil. Hele de genç bayanlara göre asla değil. Önerip de bu sorumluluğu alamam. Hele de gece on ikiden sonra bir bayana göre değil. Hayırsıza, uğursuza denk gelirlerse başlarına bir hal gelirse bunun vicdan azabıyla yaşayamam. “Bu samimi, tertemiz yüreğe sahip tatlı bayanla sohbetimizin sonuna geliyoruz. Onu tanımanın mutluluğu ama ondan ayrılmanın burukluğuyla “Sıcacık samimi davranışlarınız ve bizi kabul edip vakit ayırdığınız için çok teşekkürler Meral Abla. “Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?” diye soruyoruz. Her zamanki samimi sevecen tavrıyla: “Siz kızlarımla muhabbet etmek çok mutlu etti beni. Asıl ben çok teşekkür ederim sizlere, bakın bu numaram, ne olursa olsun canınız sıkılınca dahi arayın bu numara asla kapalı olmaz. İş nedeniyle iki batarya taşıyoruz, zaten kapalıysa bilin ki çekmeyen bir yerdeyimdir, arada gelin yanıma çayımı için. Ben hep buralardayım. Sizden tek arzum okuyun kızlarım ben okuyamadım siz okuyun. Hala formalı bir öğrenci gördüm mü içim sızlar. Önce okuyun sonra her istediğiniz olur bu hayatta.” Sesindeki burukluk giderayak burkuyor yüreğimizi. Son anda bile ablalığını yapıyor sıcacık kucağını açıyor bizlere. Sıkıca sarılıp öpüyor, uğurluyor bizleri.

Duraktan ayrılırken aklımız Meral Abla’nın yaşadığı olaylarda kalıyor. Bu güzel şehirde böyle şeylerin yaşanabileceğini hiç düşünmezdik. İnsanların bu kadar kötü niyetli olduğu, alın teri ile ekmeğini kazanan bir bayana bu gözle bakılır mıydı hiç? Her şeyi geçtik de bıçak çekmek de ne oluyor. Dağ başı mı burası! Böyle şeyler sadece büyük şehirlerde olur sanıyorduk, yazık… Yanılmışız. Gecesini gündüzüne katıp direksiyon başında bunca zor şartlar altında yapılan bir meslek taksicilik. Kadının ve erkeğin eşit olmadığı mesleklerden diye düşünürken Meral Abla şaşırtıyor bizleri. Mesleğine duyduğu sevgi ile bunca şeyin üstesinden geldiği, sorularımıza verdiği cevaplardan da belli oluyor zaten. Böylesine zor bir mesleğin sevilmeden yapılması ne mümkün? Her gün biraz daha kötüye giden bu dünyada Allah taksi şoförlerinin yardımcısı olsun, onları kazadan beladan korusun, en başta da bizim kahramanımız sarı kanatlı, Fethiye’nin Şoför Nebahat’ı Meral Ablamızı korusun.

Yoruma kapalı.