Pazar,9,Aralık,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » 2014 Röportajlar » Kimlik Rengi: İnsan – Röportaj
Kimlik Rengi: İnsan – Röportaj

Kimlik Rengi: İnsan – Röportaj

2014 Yılı 7. Fethiye Uluslararası Kültür Sanat Günleri RÖPORTAJ YARIŞMASI

RÖPORTAJIN ADI: KİMLİK RENGİ : İNSAN

RÖPORTAJIN KONUSU: Bir trans kadının toplumda bir birey oluşu

RÖPORTAJIN AMACI: Ötekileştirmeye son vermek

OKUL: Fethiye Mehmet Erdoğan Anadolu Lisesi

ÖĞRENCİLER: Ezgi Ceren COŞKUNKURT, İpek Zeynep AYTEKİN

ÖĞRETMEN: Ayşe TÜRKMEN

KİMLİK RENGİ : İNSAN

Ece ŞAHİN:27 yaşında,Fethiye’de yaşayan bir trans kadın…

Bu güzel ve alımlı kadın daha ilk karşılaşmamızda özgüvenini ve rahatlığını bize hissettirdi. O farklıydı. Bizden biri gibi ama bizden olmayan biriydi o. Sohbetimize başlamadan bir süre onu izledik. Yüzüne, ellerine, saçlarına giysisine baktık farklı biri gibi.Yüzünde ya da ifadesinde erkekliğe ait bir belirti aradık, bulamadık. Evet, izlemeyi biraz abarttığımızı düşünüp onun şen kahkahasıyla kendimize geldik.

Onun duruşunun ve öylesine bakımlı oluşunun kendimizi pasaklı hissetmemize yol açtığını itiraf etmeliyiz.

Işıl ışıl gözleri,samimi ses tonu ve kahkahalarıyla bize kendini anlatmaya hazırdı. Farklılığıyla, kendinden emin tavrıyla farklı bir dünyaydı o.Tüm sohbet boyunca olduğu gibi kısaca geçmişini anlatırken de kendinden son derece emin bir şekilde söze başladı.

“6 Nisan 1987’de Bursa,Gemlik’te doğdum.Bir abim var.İlkokul 1’den lise sona kadar halk oyunları ile uğraştım.Bu süreçte 1 kere Fethiye birinciliği,3 kere Dünya birinciliği kazandım.8 sene tiyatro ile uğraştım. Lise sondayken Halk Eğitim’den halk oyunları sertifikası aldım ve Çamköy İlköğretim okulunda 1 sene halk oyunları hocası olarak çalıştım. TUR FM yarışmalarından derece aldık ve yazları otellerde sahne almaya başladık. Halk oyunu, oryantal ve modern dans yaptım.”

Ece’nin danstaki yeteneğini bilmemize rağmen Dünya birinciliğini duyunca kendimizi şaşırmaktan alıkoyamadık.

Onu kısaca tanıdıktan sonra merak ettiğimiz ilk soruyla başladık;

Erkek olmak istemediğinizi nasıl anladınız?

“ İlkokul 2. sınıftaydım.Hep kızlarla oynar erkeklere ilgi duyardım.Ailem bendeki durumu fark etti ve beni hemen doktora götürdü. Doktorun yönlendirmesi ile de Akdeniz Üniversite’sine gittik. Doktorlar durumumun tamamen biyolojik olduğunu, psikolojik bir etkenin olmadığını söylediler. Çünkü yapılan testlerde yüzde 95 kadın hormonu taşıdığım tespit edilmişti.Annemler doktorlardanbu gerçeğiöğrendiklerinde yadırgasalar da bana destek oldular.Tabi onlar açısından düşününce de bu farklı ve zor bir durumdu. Konu komşuyla muhatap olan dert anlatan daha çok onlar olacaktı. Dünyaya erkek olarak gelip de kız olarak devam etmek…

Size yapılan bu test sonucuna rağmen çevrenizden sizi vazgeçirmeye çalışan oldu mu?

“Vazgeçmek mi? Ben herhangi bir şeyden vazgeçmiyorum ki!Ben benden nasıl vazgeçerim İçimdeki, hissettiğim insanı yaşamalıydım.Tabi benim gibi olup da şanslı çok az insan vardır.Çünkü bizim durumumuzda olup da önyargının yok ettiği çok hayatlar var.Gizli kalmış yaşamlar var.Sorunuza cevap vermek istiyorum; Vazgeçirmeye çalışan olmadı.Tüm akrabalarım yanıma geldi,destek oldular,hiçbir zorluk çıkarmadılar.”

Transseksüellere karşı bu kadar önyargının olduğu toplumda Ece’nin çok şanslı olduğunu düşünüyoruz keşke tüm transseksüeller böyle anlayışlı ve sevgi dolu bir çevreye sahip olabilselerdi.

“Bizim gibi insanların önce kendini düzeltmesi gerek bence.Toplum içinde nasıl davranacağını bildikten sonra dışlanmazsın.Bu normal insanlar için de böyle.Fethiye’de bazı transseksüeller bazı mekanlara giremiyor. Ama ben girebiliyorum.Benim kötü alışkanlığım yok, insanlar eskiden beri benim kişiliğimi biliyordu, hiçbir terbiyesizliğim olmaz. Nerede nasıl davranacağını bildikten sonra hiçbir şey olamaz. Ben burada büyüdüm insanlar beni “Buğra”olarak tanıyordu ve seviyordu Ece olarak da beni çok seviyorlar. Beni ameliyat olup cinsiyet değiştirmemle değerlendirmediler, kişiliğim karakterimle,insan olarak değerlendirdiler.”

Küçük ve turistik bir yerde yaşamanın ayrıcalıklarını da gözardı etmemek lazım

Büyük şehirde çok olumsuzluk oluyor. Boşlukta hissediyorlar… Aile desteği olmayanlar hırsızlık,yoldan çıkma,uyuşturucu gibi kötü yollara sapıyorlar.Çok var çok…”

Birçok transın ailesi tarafından kabul edilmemiş olmalarının  acısını fazlasıyla ödediklerini. Bedenlerinden nefret edercesine acı çekerek bir yaşam sürdürdüklerini Ece’nin suskunluğundan hissediyoruz.

“Aile faktörü çok çok önemli. Eğer ben böyle güçlü, böyle kendinden emin ve her alanda başarılı oluyorsam bunun en önemli nedeni ailemdir.Çevre sonra gelir.”

Neden Ece ismi?

“Ben koç burcuyum ,hep inatçıyımdır zirvede  ön planda olmak isterim. Göz önünde bulunmayı severim.O yüzden kraliçe anlamına gelen Ece ismini seçtim. Gerçek ismim  ise Buğra.”

Kimlik renginizi sorsak?

Kimliğimi değiştirmedim.Annem istemedi, ben de saygı duydum.Gerek yok zaten.Burada herkes beni “Buğra” ya da “Ece” deseniz tanır.

ANNEM BENİ KIZ BEKLEMİŞ

Kendinizi doğuştan dişi mi hissediyorsunuz?

Tabii ki öyle ,içten gelen bir şey,doğuştan.Aslında çok ilginç de bir şey var; annem bana hamileyken 8 ay boyunca doktorlar benim için kız olacak demiş. Annem beni kız bekliyormuş. Çok ilginç değil mi?  8 sene öncesine kadar geydim. Sonra , ailemden gizli bir şekilde gidip ameliyat oldum. Tabii yeni görüntüme alışmaları kolay olmadı, göz aşinalığı falan. Bu durum zaman aldı. En büyük desteğim ailem, özellikle annem oldu. Aile desteğim olmasa çevrenin bana bakış açısı çok acımasız olabilirdi.”

Çocukluğunuzu nasıl hatırlıyorsunuz?

Çocukluğumu çok güzel geçirdim.Hiçbir travma yok,psikolojik olarak da gayet güzeldi. (Aklımızdaki genellemeleri yıkmak için bu cümleyi kurarken gülüyor.) Hep sosyal bir öğrenciydim.Tiyatrolar,danslar… Annem zaten Atatürkçü Düşünce Derneği’ndeydi.Okula tiyatrolar düzenlerdi.Hep öyle geçti benim çocukluğum.Güzeldi …

Hiç kız arkadaşınız oldu mu?

Oldu,o da toplum baskısından.

Toplum baskısı demişken;Fethiye’de toplumun sizi kabullendiğini öğrenmiş olduk.Ancak yine de rahatsızlık verenler çıkıyordur diye tahmin ediyoruz.O durumda ne yapıyorsunuz?

“Herkes bana destek oldu bu süreçte. Hiç destek olmayanı görmedim.Sınıf arkadaşlarımla hala görüşürüz ve hala iyiyizdir. Hayatta insanların bizim gibileri gördüğünde önyargısı olur. Ama insan ne olursa olsun ne yaptığını bilmeli. Mesela benim için çok özel bir şey var ve kimse bilmez; ben durumu olmayan üç tane çocuk okuttum.”

Bunu duyunca bir kez daha Ece’yi  onun kadın ya da erkek sıfatını değil , insan olabilme sıfatını takdir ediyoruz.

“…belki de o yüzden çevrede de beni severler. Geçenlerde doğum günüm vardı.190 kişi doğum günüme geldi, Fethiye esnafı da beni çok sever.Çürük yumurtalar her zaman çıkıyor tabi, onlar da cahilliklerinden.Gelip bana zarar vermezler tabi ama daha çok laf atarlar fakat ben gülüp geçerim,dünyaya bir kere geliyorum diye düşünürüm.Biri arkamdan küfretse teşekkür eder giderim.Tabii sevdiğim kişinin lafı ayrıdır.Ona üzülürüm,cevabını da veririm zaten.”

KANUNLAR  VE HAKLARINIZ

Çok yakın bir süre önce,Hindistan Yüksek Mahkemesi, transların nüfus cüzdanı, pasaport ve ehliyetlerdeki cinsiyet kısmında tıpkı kadın ve erkekler gibi tanımlanarak cinsiyet hanesine trans yazılmasını öngören kararı kabul etti. Mahkeme, “herkes kendi cinsiyetini seçme hakkına sahiptir,” hükmünde bulundu.Translar kamusal haklardan da yararlanabilecek.Karara göre, translar da artık kadınlar ve erkekler gibi evlat edinebilecek ve tüm kamusal haklardan üçüncü cins olarak eksiksiz yararlanabilecek. Bu çerçevede translar üçüncü cins olarak memur olabilecek ve her türlü kamu dairesinde çalışabilecek. Ayrıca seçmen kütüklerinde ve oy pusulalarında da cinsiyetleri trans olarak belirtilebilecek olduğunu söylüyoruz. Bu konuda çok fazla bir yorum yapmıyor. Aslında onu anlıyoruz, Ece zaten istediği haklara sahip, ailesi ve toplum onu kabul etmiş, herhangi bir insan gibi yaşama hakkını hak etmiş.

Türkiye’de translara karşı hükümetin bakış açısı nedir?İstanbul’daki LGBT yürüyüşlerine katılıyormusun?

“O yürüyüşlere gidemiyorum  ama arkadaşlarım, görüştüğüm insanlar var. Parti adı vermek doğru olmaz  amaönceki hükümetler döneminde  İstiklal Caddesinde travestiler  yürüyemiyordu.Üzerlerinde daha çok baskı vardı. Ama son dönem hükümet  bu konuda çok rahat ki bizim gibi özgürlüklere hiç karışmıyor. Bir de başörtü olayı falan , herkes kendi hayatını yaşayabilir diyorlar. Önceki dönemde bu yoktu.Önemli olan yanındakilere zarar vermemek hiç karışmıyorlar.Çok rahatlar, Aşırı…!”

Türkiye gündeminde olan bir başka konu da ;Adalet Bakanlığının, lezbiyen, gay, biseksüel, transeksüel ve interseks (LGBTİ) bireyler için ayrı bir hapishane açmayı planlıyor olması.Bakan Bekir Bozdağ, hapishanelerde ayrımcılık ve şiddete maruz kalan LGBTİ’lerden gelen şikayetlerle kararın alındığını söylerken, eşcinsel örgütleri ve konuyla ilgilenen uzmanlar bu durumun hiçbir sorunu çözmeyeceği görüşünde.Bu aslında toplu tecrit anlamına geliyor” diyor. Ece’ye de soruyoruz .

“Hapishanelerde yaşanan bu olumsuzluklardan dolayı üzüntü duyuyorum. Translar zaten ayrı koğuşlarda kalıyorlar. Ama  taciz olaylarına maruz kalmaktansa ayrı hapishanelerde tutulmalarının daha iyi olacağını düşünüyorum.”

HER İNSAN BİSEKSÜELDİR

Toplum baskısından ve dışlanmışlıktan çekinen insanlar tercihlerini gizleme yoluna başvuruyormuş.Erkeklerde daha fazla ünlülerde bile gizli transeksüel veya biseksüeller olduğunu duyuyoruz,öğreniyoruz.Bu noktada Ece’nin çarpıcı fikri düşüncelerimizi allak bullak ediyor; ”Her insan biseksüeldir.”diyor Ece.

DÜNYAYA TEKRAR GELECEK OLSAM YİNE BÖYLE OLMAK İSTERDİM

“Tanrı tarafından yaratılışımı hata olarak görmüyorum. Dünyaya tekrar gelsem yine böyle gelmek isterim.Yapılan bir röportajda bir transseksüele soruyorlar.Neden bu konumu tercih ettiniz diye.Transseksüel de diyor ki siz yarım insansınız biz tam insanız.Siz tek cinsiyetten hoşlanıyorsunuz biz çift.Ne kadar doğru bir şey bu.O yüzden hiç pişman değilim bu durumdan.”

Yani tekrar Dünya’ya gelseniz kadın olarak değil böyle doğmak isterdiniz?

“Böyle olmak isterim. Çünkü  şanslıyız, içimizde sanatçı ruhu olduğu için mi bilmem…salıvermiyoruz kendimizi. Tabi aile olursa isterim ,aile desteği olmazsa istemem .Benim hikayem diğerleri gibi değil, ben şanslıyım.

Aileniz destek çıkmasa ne yapardınız?

“Sanırım Fethiye’de olmazdım. Büyük bir  şehirde bilinmeyen bir boşlukta kaybolur giderdim herhalde. Benzer hayatlardan farklı bir hayatım olmazdı.Ailemin desteği olmasa ben de burada yaşamak istemezdim Fethiye’de olamazdım , çünkü ben istemezdim onların sıkıntı çekmesini. Ailelerin yükü daha fazla, komşular, çevre,biri bir şey dese..!”

En büyük hayaliniz?

“Geleceğe kitlenerek değil,  anın tadını çıkararak yaşamayı tercih ederim.Uzun zamanlı planlar yapmam çünkü gerçekleşmiyor. Ama tek bir hayalim var o da bir site yaptırıp tüm sevdiklerimi orada toplamak,para almadan onlara birer ev vermek.Sevdiklerimle gır gır, şamata, neşe, düşünsenize.sayısal bir çıksa…”

Unutamadığınız bir anınız var mı?

“Yılbaşından önce kötü bir anım oldu. İstanbul’daydım kaza geçirdim .Yedi tane organım parçalandı ,bir  ay yoğun bakımda yattım.”

Geçmiş olsun diyor ve araba kazasıydı herhalde diyoruz.

“Hayır, karnımda silah patladı, kazaydı ama kasti olmadı, şikayetçi de olmadım.”

Bu cevabı duyunca şok oluyoruz, ölümün kıyısından dönüp, hayata daha bir bağlanmış olması, neşesinden hiçbir şey kaybetmemiş olması bizi çok etkiliyor. Çok kısa sürede böylesi bir sağlık sorununu atlatmış olmasını pozitif  olmasına bağlıyoruz.

“Doktorlar bile şaşırdı, yerimde duramıyordum. Tez canlıyımdır. Direnlerle dolaşıyordum , milleti güldürüyordum.”

BİNLERCE KİŞİNİN ÖNÜNDE DANS ETMEK

Küçükken sahip olmak istediğiniz bir meslek var mıydı?

“Doktor , avukatfalan olmak istemedim. Hep istediğim şey dansçı olmaktı.En sevdiğim şey herkesin önünde olmaktı. Binlerce kişinin önünde oynamak , onu da yaptım zaten.Yazları ekibimle farklı otellerde Türk gecelerinde program yapıyoruz”

Görüyoruz ki Ece zaten istediği ve sevdiği mesleği yapıyor. Merak ediyoruz Türkiye’deki translar ve eşcinseller için meslek seçimi ya da geçim kaynakları  nedenhep eğlence sektöründe.

“Başka seçenekleri yok, iş imkanları yok. Ya çok zengin olacaksın,  çevren olacak,  kendine dükkan açacaksın ya da öbür türlü işine bakacaksın. Ama şu da bir gerçek;  biz zaten kolaya kaçarız. Nasıl olsa  artık bir adımız var şu iş daha kolay diyerek…normal işlere girme olanağı zor ,ya gey olup modacı olacaksın travestileri göremezsiniz kolay kolay …ya da sesin güzel olacak, şarkıcı olacaksın.”

“Allah da bana ses vermemiş anam , sesim olaydı iyiydi. Boy var, dans var,  ses yok…” diyor ve kahkahayı basıyoruz hep birlikte. Ve neden hep neşeli ve pozitif olduklarını soruyoruz.

“İçlerinde var anam kudurukluk kaynıyor  içleri…hepsi öyle ;dobradırlar, iyidirler, zararsızdırlar…”

Sizin gözünüzden kadın olmayı dinleyebilir miyiz?

“Şimdikilere bakıyorum da kadınlıktan geçmişler canım! Kadın dediğin giyinmesini bilecek, oturmasını kalkmasını bilecek,konuşmayı bilecek,bakımlı olacak,kokoş olacak biraz! Ben seviyorum . Çirkin kadın yoktur, bakımsız kadın vardır. Şimdiki gençler iriler  maşallah, yaşından büyük gösteriyor, bizim nesil öyle değildi”,diyerek kendimizi gözden geçirme ihtiyacı hissettiriyor.

Peki çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?

“Yok! İstemem. Kendim çocuğum . Bir tane yeğenim var her şeyim onun.Geleceğimiz belli değil,garantisini veremediğim geleceğime çocuğu katamam” diyor güzel sesiyle .

Evet,  önyargının bilinçsiz çevreyle birleşince nasıl acımasız olduğunu ama bunun eğitimle ,aile desteği ile aslında sıradan ve çok normal bir durum olduğunu anlatan Ece’ ye sonsuz teşekkürler. Bu röportajı yaptıktan sonra belki de  hayatlarımıza yön verecek olan en önemli şeyi fark ediyoruz. Taşıdığımız kimliğin rengi hiç önemli değil; mavi, pembe ya da mor, önemli olan İnsan Rengi

Akıllara Ataol Behramoğlu’ dan güzel bir dize geliyor hemen “Ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir  armağandır insana”

Yoruma kapalı.