Pazar,14,Ekim,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2013 » Mutfaktan Süs Eşyasına Bakır’ın Seyri

Mutfaktan Süs Eşyasına Bakır’ın Seyri

Röportajın Adı: Mutfaktan Süs Eşyasına Bakır’ın Seyri

Yatağan Anadolu Lisesi

Öğrenciler : Hasret Akkuş – Emine Çoşkun,

Öğretmen: İdris Özler

Röportaj PDF.

MUTFAKTAN SÜS EŞYASINA BAKIRIN SEYRİ

1991 tarihinde ilçe olan Kavaklıdere il merkezine 50 km. uzaklıkta 4000 nüfuslu küçük bir ilçedir. Kavaklıdere’de bakır işlemeciliği, kalaycılık, halıcılık gelişmiştir. Bakırdan yapılan süs eşyalarının oldukça ünlüdür.

Menteşe yolu üzerinde bulunan bakırcılar çarsısı ilçenin en fazla ziyaret edilen yeridir. Burada sıra sıra dizilmiş hepsinden bakır dövmekte kullanılan çekiç sesleri gelen dükkânlar vardır. Pencerenin önünde sıralı güğümler ve süs eşyalarından içeri görmek mümkün değildir.

Biz bu dükkânlardan birine dallıyoruz. Önündeki büyük kazanı çekiçle döven Ünal amcayla tanışıyoruz.

Ünal usta 60 yaşın üstünde ama hala dinç bir adam. Arkasındaki raflarda sıralı bir sürü bakır kapla uyum içinde çalışıyordu.

Elli yıldır bu işi yaptığını, bakırcılığı ustasından öğrendiğini söyledi. Sevilmese bu işin daha doğrusu hiçbir işin yapılamayacağını, işini severek yaptığını da ekledi. İşlerin nasıl olduğunu sorduğumuzda Ünal amca: “Eskiden mutfak eşyası denildiğinde ilk biz gelirdik. Odaların dört tarafına almalık denilen tahta raflara dilmeli çanak, çorba tası, su tası gusane delilen bakır kaplar sıralanır, misafir geldiğinde bunlarla yemekler sunulurdu. Şimdilerde ise paslanmaz çanaklar, porselen tabaklar, çelik mutfak eşyaları kullanıldığı için bizim işimiz çok azaldı. Biz de ister istemez süs eşyalarına yöneldik.”dedi. Bu söz üzerine raflara baktığımızda bir sürü süs eşyası gördük.

Ünal amca eskiden gelin olacak kızların çeyizlerinde mutlaka bulunması gereken ibrik, güğüm,  kazan, kaynatma, bakır kap kacak, sini gibi eşyaların artık aranmadığını onunun yerine gelinlerin çeyizlerine sadece bakır süs eşyaları verebildiklerini belirtti.

Buğun sadece meraklılarına ve civar köylere özellikle odun ateşi kullanan evlere bakır kaplar satılmaktadır. Ayrıca hayvancılıkla uğraşan aileler yoğurt yapmak için bakır tencereleri tercih etmektedir. Bakır kap kullanılırken dikkat edilmesi gereken en önemli şey bu kapların mutlaka belli aralıklarla kalaylanmasıdır. Aksi takdirde zehirlenme yaşanabilmektedir

Mutfaktaki talebin azalması üzerine Ünal ustalar mecburen süs eşyalarına yönelmişlerdir. Eskiden mutfak eşyası olan bakır bugün kimi zaman duvar saati, kimi zaman vazo, kimi zaman tabanca, kimi zaman kılıç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çevrede bakır madeni yokken burada bakırcılığın nasıl geliştiğini sorduğumuzda ustadan: ‘Kavaklıdere’de tarıma elverişli yeterli alan yok. Zannedersem buraya gelen atalarımız geldikleri yerde bu işi yapmaktaydılar. Buraya gelince ellerinden başka bir iş gelmediği için zor da olsa bu işi sürdürmüşlerdir.” dedi.

Buradaki ustalar hammaddeyi Manisa Kula’dan almaktadır.  Bakırın yumuşak bir maden olduğu için döverek şekil verilmektedir. Elemeği, göz nuruyla yapılmış süs eşyası bugün raflarda alıcılarına beklemektedir.

Eskiden bakırcılar malzemelerini katırlara yükleyerek köy köy dolaşıp halkın kaplarını kalaylar, ihtiyacı olanlara yeni eşyalar satarlarmış. Köyden köye giderlerken kimi zaman bir emaneti götürüler kimi zaman da bir haber ulaştırırlarmış.”Yabana gitmek” olarak adlandırılan su seyyar bakırcılık o kadar yaygınmış ki “Kalaycının topalını Çanakkale’de görmüşler!” ifadesi bunu anlatmak için kullanılmıştır.

Bakırcılar yaban ellerde birbirleriyle müşterilere fark ettirmeden daha rahat anlaşabilmek için Palleçi dili geliştirmişlerdir. Bunlar bakıra “palle” müşteriye “mertek”, paraya “nezilli”, namaza “imam işi”, 1’e sama, 2’ye kulak, öğretmene “çimitçi” güzel için “yıkım” çirkin için “kös” ifadesini kullanmışlardır. Günümüzde ise bu sözcüklerden maalesef çok az kalmıştır.

Ustamızın yanında çırak olmadığını fark ediyoruz. Sebebini sorduğumuzda gençlerin sabır isteyen işleri sevmediğini, çırak bulamadıklarını, böyle giderse kalaycılığın ve bakırcılığın bir kaç ustanın sağlığına kaldığını söyledi.

Yoruma kapalı.