Pazar,23,Eylül,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2013 » Spor Bilinci ve Mustafa Ceviz

Spor Bilinci ve Mustafa Ceviz

Röportajın Adı: Spor Bilinci ve Mustafa Ceviz 

Fethiye Anadolu Teknik ve End Meslek Lisesi

Öğrenciler: Umut Özkan – Özgürcan Sezgin

Öğretmen: Lale Uysal

SPOR BİLİNCİ ve MUSTAFA CEVİZ

Fethiyespor, 23.03.1933 yılında Nevzat Yergüz başkanlığında 8 kişiden oluşturulan yönetim kurulu tarafından kurulmuş. İlk yıllarda adı (Ege Gençlerbirliği gibi) birkaç kez değiştirilmiş ama kurulduğundan beri kulübün renkleri değişmemiş.Lacivert-beyaz. Akdeniz’in şimşekleri olarak anılan Fethiyespor, 1983 yılında ilk kez profesyonel ligde oynamış. Şehirde yaşayan birçok yabancınında desteklediği Fethiyespor 2005-2006 sezonunda 2. LİG B Kategorisi’ne yükselmeyi başarmıştır. İkinci lige yükselmesinden sonraki en büyük başarısını 2011-2012 sezonunda grubunu 5. tamamlayıp playoffmaçlarına terfi ederek göstermiş burada favorirakiplerini saf dışıbırakarak finale yükselme başarısı göstermiş, fakat grup maçlarında hiçyenemediği Adana Demirspor’a bir kez daha yenilip sahadan2-1’lik yenilgiyle ayrılarak 1.lig biletini kaçırmış.

Arkadaşımız Fethiyespor’un alt yapısında olduğu için Mustafa CEVİZ hakkında az çok bilgiye sahibiz aslında, ama bunlar yüzeysel bilgiler. Biz onu daha yakından tanımak istiyoruz.

Röportaj için cuma günü öğle vakitlerinde Fethiyespor kulübüne gittik.Hafif yağmur yağıyordu.  Mustafa CEVİZ o anda kulüpte değildi. Epey bekledik ama değdi. Hocanın birazsert bir görüntüsü var. Çekinerek isteğimizi anlattık. Hocamız babacan konuşmalarıyla bizi rahatlattı. Başladık sormaya.

Kaç yıldır teknik direktörlük yaptığını öğrenmek istedik.

“Benim bu sene 15.yılım oldu teknik direktör olarak.15 yıldan beri de her yıl olmak şartıyla sürekli çalışıyorum.”Peki hocamız için futbol ne anlama geliyor?

“Futbol benim yaşam biçimim, yaşama sevincim. Futbolu çok seviyorum. Özellikle şu son yıllardaki iletişim çağında, aynı anda dünyanın en önemli maçlarını izleyebiliyoruz. Hem oynadığım için, hem sevdiğim için, hem hocalık yaptığım için, iyi de bir seyirci olduğum için, günümün hemen hemen her anı futbolla geçiyor. Ailem de aynı şekilde futbolu seviyor. Bu bakımdan çok şanslıyım diyebilirim. Futbolsuz bir yaşam düşünemiyorum.

Bize biraz sporcu geçmişinizden bahsetmesini istiyoruz.

“Sporcu geçmişim çocuk yaştabaşladı. Küçükken futbolu çok sevdiğim için evin içinde dışında top oynardım. Bahçeli evlerimiz vardı. Mahallemizde evlerin bahçesinde kaleler kurarak arkadaşlarımla maç yapardık.” MustafaCEVİZ’in bu anlattıkları bize çok tanıdık gelen sahneler. Bizim memlekette böyle top oynamayan kaç erkek çocuğu vardır? O çocuklar top oynarken adeta dünyayı unuturlar.

“Okuldaöğrencilik yıllarımda ilkokul,ortaokul ve lisede teneffüslerde, hafta sonları sınıflar arası maç alırdık. Okulun sahasında bazen, liseler arası şampiyonalarda derken 1981 yılında lisanslı olarak ilk amatör takımım olan Malatya Sümerspor’da oyunculuk yıllarım başladı.Çok istekli çok arzuluydum.Futbolu çok seviyordum.Benim yetenekli olduğumu da bütün öğretmenlerim, mahalledeki büyüklerim söylerdi. Amatör takımaseçmelere gittim.İlk seçmedeki oyunda beni çokbeğendiler ve hemen lisansımı çıkartmak için babamla konuştular.Babamda izin verdi. 1981 yılında ilk defa lisanslı olarak 14 yaşında futbola başladım.” Bu durum bizi şaşırtıyor. Şimdilerde değil belki ama eskiden aileler çocuklarının futbolu mahalle takımları dışında oynamalarını pek istemezlermiş.Mustafa CEVİZ şanslı gençlerden anlaşılan. Ailesi onun bu kararını desteklemiş.

Hocamızın çocuklarının, sporla ilgileri ne durumda acaba, babadan çocuğa geçen bir sporculuk mirası var mı ?

“Benim bir kızım bir oğlum var. Oğlum 17’yi bitirmek üzere haziranda 18’e girecek. Futbolcu olacağım diye kendine öyle bir hedef belirlemiş. Kızımda 10 yaşında ilkokul 4. sınıfa gidiyor. Kızımın özellikle yüzmeye karşı jimnastiğe karşı, dansa karşı çok büyük ilgisi var. Biz de destekliyoruz.” Mustafa CEVİZ ailesinin kendine gösterdiği anlayışı şimdi kendi çocuklarına gösteriyor.

Hocam siz Fethiyespor’a nasıl geldiniz?

“Şimdi benim Fethiyespor ile ilişkim çok eskiye dayanır. 1984 yılında Fethiyesporilk profesyonel lige çıktığında bende ilk profesyonel kulübüm olarak Fethiyespor’da oynamıştım. Fethiyespor’da uzun yıllaroynadım. Sonradan başka kulüplerdede oynadım.Türkiye’nin hemen hemen her yerinde çeşitli kulüplerde oynadım. 31 yaşında bıraktım futbolu.Hocalığa hemen başladım.Şu anda UEFA pro lisansına sahibim. Türkiye’deki en büyük diploma hatta Avrupa’daki en büyük diplomaya sahibim.” Mustafa Hoca bunları söylerken arkasına şöyle bir yaslanıyor. Gözlerinin içi parlıyor. Biz de gurur duyuyoruz hocamızla.“Fethiyespor’a geliş aşamam 2005 yılında ilk defa hoca olarak başladım.O sezon da Fethiyesporu şampiyon yaptım.2.lige çıkardım. Ayrıldım. Tekrar döndüğümde düşme tehlikesi yaşıyordu. Ligin en altındaydı. O sezon 2007 sezonuydu.O sezon ligde kalma kümede kalma başarısını gösterdik.Sonra 1 yıl daha çalıştık.O sene ligi 4.bitirdik.Ayrılmam gerekiyordu.Yeni bir heyecan yaşamam gerekiyordu.Hem Fethiyespor açısından hemde kendi açımdan karşılıklı dostane bir şekilde teşekkür ederek ayrıldık.”

“Ben 2 yıldan beri Nazilli Belediyespor’un hocasıydım.Başarıyla Nazilli’yi bıraktım bırakma sebebim de orada çalışma düzenim bozuldu. Bazı sıkıntılar yaşadım. İdari anlamda bazı yöneticilerle anlaşamadım. Kendi idari prensiplerimden sözümden ödün vermeyerek istifa kararı aldım.” Hoca bunları anlatırken bizim aklımıza Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim.” sözü geliyor. Her şeyin para veya maddi menfaatler olmadığı düşüncesini bizlere yaşatan büyüklerimiz biz gençler için güzel örnekler oluyor.

“Fethiyespor’la ilgili gelişmelerde oradan ayrıldıktan bir ay sonra başladı. Yönetim kurulundan istek geldi.Bende bu teklifi kabul ettim. 12.sırada bulunan ve lige iyi başlayamayanFethiyespor,ben gelince ilk 5 maçını kazanarak 5 de 5 yaptı. 15 puan aldık.Hedefimizde oydu. 2. yarıda yarış dahada kızıştı. İki hafta önce 2. sıraya yükseldik geçen haftada Çankırı’yı yenip lider olduk.  En son oynadığımız Tepecik maçını kazanıp liderliğimizisürdürmekistedik ama kaybettik.Çokda üzüldük. Amacımız gerilerden gelerek yukarlardan kendimize yer bulup tutunarak şampiyon olma düşüncesiydi. Hem yönetim kurulumuz hem taraftarımız biz Fethiyesporu istenen başarıya taşımaya gayret ettik.” Hocanın bu sözlerine gönülden katılıyoruz.

“Tabi en büyük başarı ligde şampiyon olup PTT 1.lige yükselmek. PTT 1.lige çıkmak için inancımız çok yüksek.Son 3 maçı kazanıp 1. olabilme inancımız hala var.Fakat diyelim ki eğer biz yensek bile rakiplerimizin puanları bizi geçiyorsa biz de play-offtan şansımızı sürdürmek isteriz. Şu anki Fethiyespor’un durumu böyle.”

Hocamızabulunduğu makamın yüksek ve zor, olduğunu söylüyoruz. Mutlaka karşılaştığı zorluklar vardır. Bunları öğrenmek istiyoruz.

“Evet var. Şimdi hocaların yaşadığı en büyüksıkıntı alınan kötü sonuçlar.Eğer siz maçta kötü sonuç alıyorsanız burada en büyük eleştiriyi hoca alıyor.” Aynen katılıyoruz hocamıza. Başka kulüpleri de basından izlediğimizde yenilgiler sonunda hemen hocaların istifaları gündeme geliyor. Bunun ne kadar stresli bir şey olduğu açık.

“Bunun dışında özellikle kulüplerin ekonomik yapılanmasının sağlıklı olmaması. Verilen mali sözler ötelenir. İdareciler söz verir ama para bulamazlar.Siz arada kalırsınız.Oyuncunuz para bekler yöneticiniz para bulmaya çalışır.Ama o ara maçlar oynanırken bir motivasyon düşüklüğü olur. Bu en çok antrenörü etkileri, çünkü arada kalır.Takımının oyuncusunun başarılı olmasını ister. Kendi kariyerinin, geleceğinin düşüncesini taşır. Ekonomik sıkıntılarla birlikte sonuçlarda iyi olmayınca hocalar çok yıpranır.Bizim karşılaştığımız en büyük zorluklar bunlar. Bir de Türk futbol kültüründe hocalar çok eleştirilirler, fakat ben bu eleştirilerin daha esnek,daha hoşgörülü yapılmasını isterim. Bütün kamuoyunun basının çalışılan yönetim kurulunun, taraftarın özellikle sadece hocayla değilde bir başarısızlık varsa bunun çeşitli sebepleri olabileceğini düşünmesini isterim.”

Hocam bu makama gelirken karşılaştığınız en önemli zorluklar neydi?

“Tabi şimdi hocalar kulüplerdegörev alırken, çalışırken bir önceki kulüpteki çalışmaları çok dikkate alınır. Mesela ben Fethiyespor’a gelirken çok başarılı olmuş bir hoca olarak geldim.Nazillispor’u şampiyon yapmış bir hoca olarak geldim. Daha önceki çalıştığım kulüplere de bir önceki kulüpteki başarılarımdan dolayı transfer yapmıştım. Şimdi yönetim kurulları, kulüpler bir hocayı transfer yaparken hocaların öz geçmişini çok iyi araştırırlar kişilikleri, karakterleri nasıl, mesleki olarak bildiği donanımları nasıl, kendilerini iyi eğitmişlermi, ilişkileri nasıl, üslupları nasıl; sonra hocalığı yaparken bu yükü kaldırabilecek güce ve liderlik özelliğine sahiplermi gibi bazı kriterler. Tabi hocaların görev almasında çok büyük etkenler bizlerde bütün gözler üstümüzde olduğunu bilerek kendimize herzaman dikkat edip kendimizi her zaman geliştirip, her zaman daha donanımlı daha bilgili daha becerili ve araştıran mesleğini en iyi şekilde yapmaya gayret eden insanlar olmalıyız diye düşünüyorum.Bende elimden geldiği kadar hep bunlara dikkat eder, özen gösteririm.Özellikle mesleğimle ilgili çok okurum.Bir çok yayın takip ederim. Kurslara seminerlere katılırım. Özel kurslara giderek sertifikalar aldım.İnsanla uğraştığımız için işimiz gereği insanlarla iletişimin çeşitli kurslarına katılır bu konuda yazılan kitapları okur, yayınları takip ederim. Çünkü bu işte psikoloji çok önemli.Teknik taktik kondisyonla ilgili bilgileri biz yaşadıklarımızdan ve kurslardan öğreniyoruz. Tabi başarıda Allah’a şükür geliyor.Ben daha önce 3 şampiyonluk yaşadım.Bu takım bu sene şampiyon olursa inşallah 4. şampiyonluğumu yaşayacağım. Bir çalıştırıcı için de çalıştığı yerlerde şampiyonluk yaşamak kadar güzel bir başarı yok. Ben başarıyla beraber zorlukları aşacağımızı zaten söylüyorum.” Mustafa Hoca bunları öyle güzel anlattı ki neredeyse ağzımız açık dinledik

“Hocam sizce bu işi para için yapan bir teknik adam nekadar başarılı olabilir?”

Şimdi para tabiki ihtiyaç yaşamda. Parasız hiçbir şey olmuyor.Biz mesleği seçerken sevgisi çok ağır bastığı için, çok sevdiğimiz futbolu, önce oyunculuk daha sonrada hocalık olarak icra ediyoruz. Bu işi sevdiğimiz için yapıyoruz.Bir de bildiğimiz bir iş olduğu için. Biz ileriki yıllarda hocalık yapacağız diye bir yol çizdik.Oynadığım yıllarda en iyisini yapmaya gayret edip oyunculuğumdada 3 tane  şampiyonluk yaşamıştım.Tabi mesleğim olduğu için deprofesyonel oynadığım için de para kazandık.Bazen kazanamadık ama Allah’a şükür oyunculukta da ben maddi açıdan mutlu oldum diyebilirim. Hocalıktada hem çalışıp para kazanıp, hemde sevdiğimiz işi yapmak ayrı bir güzellik.Ben hocalıktada öncelikle çok para kazanmaktan ziyade çok başarılı olmayı hedefliyorum.Zaten ben başarılı olursam gittiğim takımlarda fark yaratırsam o takımı istenen başarıya ulaştırırsam kendim,ekibim,futbolcularım,yöneticilerim ve taraftarlarımızla birlikte özellikle mutlulukların en güzelini yaşamış olurum.Camiada kendime iyi bir yer ve saygınlık edinmiş olurum. Ayrıca başarıyla birlikte gelebilecek ekonomik katkılar da ihtiyaçlarımızı giderir diye düşünüyorum.”

Mustafa Hocamıza taraftarlarla ilgili düşüncelerini sorduk ve şu cevapları aldık.

“Futbol şöyle söyleyeyim çok güzel bir oyun. Dünyada en çok taraftar kitlesine sahip oyun diyebilirim. Bazı ülkelerde mesela Amerika’da beyzbol, Amerikan futbolu ve basketbol beraber gitmesine rağmen bir çok ülkede de futbol çok önde gidiyor. Şimdi taraftar olmadan futbol olmaz. Bu işin heyecanı taraftar ister. Stadyumların bazıları 100 bin kişilik bazıları 80 bin kişilik bazıları 50 bin kişilik en az sayıda olan bir ilçe stadında bile 3-5 bin kişilik tribün var. Futbol bizim anlayışımıza göre bir yaşama biçimi. Taraftar her zaman olmalı. Bir tiyatro oynanırken salonda eğer iyi seyirci varsa eğer o seyirci o tiyatroyu çok iyi takip ediyorsa sanatçılar daha iyi oynar. Eğer bir sinema filmi yapıldıysa bu film Oscar adayıysa gişe rekorları kırar, bütün insanlar mutlaka bunu izlemek ister, inanılmaz hasılat elde edilir. Şarkılar insanların dinlemesi ile popüler olur sürekli her yerde çalar. Takımlarda taraftarların desteğiyle ve doğru yönetilmeleriyle üst liglere tırmanırlar ve köklü kulüpler olurlar.” Hocamız bizlere taraftarlarla ilgili hep olumlu şeyler söyledi ama bizim aklımızda olumsuz bir soru var. Maçlarda taraftarın küfür etmesi sizi ve özellikle oyuncuları nasıl etkiliyor?“Simdi taraftarlar futbolcular gibi sabırlı olamıyorlar. Taraftar bir an önce takımlarının galip gelmesini kazanmasını istiyor. Oraya gelip de bir buçuk saatlik maç ortamında tabi çok bağırıp destek veren de var bağırmayıp seyreden de var. Ayrıca sadece eleştirmek ve küfür etmek için gelen de var. Tabi doğru bir yaklaşım değil. Ben taraftarın iyi günde kötü günde futbolcuların, hocaların, yöneticilerin, kulübün yanında olması gerektiğini düşünüyorum. Futbolcular da herkes gibi hata yapabilir. Bir de takımlarının gerçekten durumunu çok iyi bilmeleri gerekir. Bizim takımımız ligin neresinde, takımımız kulüp olarak ne kadar başarı istiyor, biz kulübün yapısıyla ne kadar başarılı olabiliriz, nereye kadar bu takım tırmanabilir, yükselir? Bunların ölçüleri var. Taraftar bunu bilirse beklentileri de ona göre dengeli olur. Karşı tarafı da yıpratmamış olurlar. Taraftara saygı duyuyorum. Gerçekten sürekli destekleyenler var. Oyuncularımızın, bizlerin mahcubiyetleri oluyor bazen. Gecen hafta Tepecik’e kaybettik. Ben çok üzüldüm. Yaklaşık 7000 seyirci vardı. Seyircinin mutlu olarak ayrılmasını isterdim. Lider olarak maçı tamamlayıp şampiyonluk kutlamalarının biraz havasına girebilirdik diye düşünüyorum. Henüz bir şey bitmiş değil. Bizde o taraftarı beklentiye soktuk başarılı olarak. Bir zamanlar bu takım kümemi düşüyor düşünceleri hakimken bugün Allah’a şükür şampiyonluktan bahsediyoruz.”

“Geldiğimiz nokta iyi. Ben taraftarımızın tutumundan memnunum. Özellikle Apaci grubu var, çok güzel destek veriyorlar. Belli bir kesim var sessiz izliyorlar, onlar izleyerek destek veriyor, buraya gelerek, stadı doldurarak destek veriyorlar. Bir grup da var pek memnun olmuyor. Eleştiren de var. Sonuçta biz insanların düşüncelerine saygılıyız. Küfür olmadığı sürece hakaret olmadığı sürece doğru eleştiriye de açığız.”

“Siz kadınların futbol oynamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?”

“Şimdi kadınların futbol oynamasıda güzel bir organizasyon fakat bu bizim ülkemizde henüz oturmamış. Ama Avrupa’da veya dünyanın bazı ülkelerinde kadınlar adına futbol organizasyonları daha oturmuş durumda.Ben öncelikle kuvvet olarak bakıyorum. Mesela bir kadınla bir erkeğin kuvveti aynı değil. Futbol öncelikle kuvvet işi, kondisyon kuvvet yani dayanıklı olmak gerekir. Alt yapılardan oyuncu olmak için çok uzun bir süre geçiyor. Vücudun bu ağır tempoya ayarlanması gerekiyor. Bayanlar da narin bir yapıya sahip oldukları için bayanların oynadığı futbol erkeklerin oynadıkları kadar ilgi görmüyor. Ama sağlıklı olmaları adına, sosyal yönleri adına, birde bulundukları şehrin temsil edilmesi veya takımın faaliyet göstermesi adına önemsiyorum. Bence desteklenmeli.

Sizin hedefiniz maçları kazanmak doğal olarak. Takım kazanınca nasıl duygular oluyor sizde?

“Takım kazınınca; kazanmanın çeşitli bölümleri var bunun. Mesela kariyer ödülü var, bunu mutluluk ödülü,maddi ödülü var.Ben özellikle iç huzurumun görevimizi yapıp maçı kazanmanın mutluluğunu yaşıyorum.”

Mustafa Hocanın gençlere iletilecek bir mesajı mutlaka vardır diye düşünüyoruz. Hocamız da tane tane söylüyor

“Kendi yetenekleriniz ve idealleriniz peşinden gidin. Yetenekleriniz varsa yapmak istediklerinizi gerçekten yapmak istiyorsanız, bu inancınızı kaybetmeyin. Hangi mesleği hangi işi yapmak istiyorsanız ona yönelin. Ailenizde sizin iyi olmanızı ister, size öğütler verir. Ailenizin de desteğini almaya önem verin. Disiplinli olun, sabırlı olun, çalışkan olun. İstediğiniz neyse gerçekleşir.  Hayatta kesinlikle hiçbirşeyden dolayı pes etmeyin, çünkü umutlar her zaman devam eder Allah çok isteyenle çok çalışana verir.”

Hocanın bu sözleri bize hayat boyu yol gösterici olacak sözler.Gençlerde spor bilinci oluşturmak amacıyla mesleğini seven mesleğinde başarılı bir sporcunun bir teknik adamın kapısını çaldık. Fethiyesporun yükselişinin ardındaki isimlerdenbirinin Mustafa CEVİZ olduğunu biliyorduk. Bunu özellikle belirtmek isteriz ki hem akıcı Türkçesiyle hem bilgi birikimiyle bizi çok etkiledi. Spor ahlakının ne anlama geldiğinin canlı örneği o.Fethiyespor birikimleri yüksek sert görünümlü kalbi pamuk gibi adam Mustafa CEVİZ ile çalıştığı için bizce çok şanslı. Bizler kendisine ailesine ve Fethiyespor’a başarılar diliyoruz.

Yoruma kapalı.