Perşembe,19,Nisan,2018
Haberler
Buradasınız: Anasayfa » Geçmiş Yıllardan » Röportajlar » 2013 » Yüz Yüze

Yüz Yüze

Röportajın Adı: Yüz Yüze

Fethiye Mehmet Erdoğan  Anadolu Lisesi

Öğrenciler: Gülnur Yalçın  – Nadide Şahin

Öğretmen: M. Burhanettin Türkmen

Yüz Yüze

Türk tıbbı gün geçtikçe ilerliyor. Sağlıktan daha önemli bir mevzu yok Türk doktorları için. Her geçen dakika yeni bilgiler vermeye, öğrenmeye devam ediyorlar. Her geçen gün Türkiye bir doktor daha kazanıyor. Türkiye ve Dünya adına önemli bir yere sahip olan Ömer Özkan dünya tıp tarihine adını altın harflerle yazdırmayı başardı.

Dünya tıp tarihine geçmiş bir olay… Türk doktorlarının büyük övgüyü hak ettiği ender bir vaka.Günlerdir televizyonlarda büyük ilgi gören Uğur Acar’ı yerinde görmek, ziyaret etmek istiyoruz. Merak edilen soruların cevabını almak için Uğur Acar ile irtibata geçtikten sonra Antalya Akdeniz Tıp Fakültesi Hastanesine gidiyoruz.

Bizi hastane kapısında karşılayan Uğur Acar sanki bizden çekiniyordu. Selam verişinden anlıyoruz hissettiklerini. Bizi daha rahat sohbet etmemiz için hastanenin toplantı odasına davet ediyor. Toplantı odasına doğru ilerlerken hastane içerisinde bulunan hastaların dikkatini çekiyoruz. Toplantı odasında yerlerimizi alıyoruz. Sohbete başlıyoruz.“ Uğur Bey bize ameliyat öncesi ve sonraki hayatınızdan biraz bahseder misiniz?” geçmişe dair yaşadığı olaylar onu hüzünlendiriyordu. Bakışlarından anlıyorduk düşüncelerini.”Bu olay ben 35 günlük bebekken oluyor. Evimiz yanarken ben içindeymişim. Yüzüm tamamen yanmış. Yaşım ilerlediğinde her türlü tedaviler gördüm fakat sonuç alamadık. Ömer Özkan hocamızla tanıştıktan sonra hayatım tamamen değişti. Bir gün hocamızın başka bir hasta için yüz nakli başvurusu yaptığını gördüm. Bu başvuru benim için bir şans, bir dönüm noktasıydı. Kendisine bu tedavinin benim için olup olamayacağını sordum. Biraz düşünmek istediğini söyledi. Uzun görüşmeler sonucunda bana “ Nakil bulunursa ameliyata hazır mısın ?” diye sordu. Bende şaka amaçlı “ Siz hazır mısınız benimle uğraşmaya?” dedim. Biraz ortamı rahatlatmak istedim. Ahmet Kaya isimli birisi intihar etmiş ve ölmüştü. Ailesi organlarını bağışlamış. Yüzünü bana kol ve bacaklarını da Atilla Kavdır isimli hastaya nakledilecekti. 21 Ocak 2012’de Türkiye ilk yüz nakli bana yapıldı. Anneme, kardeşlerime, arkadaşlarıma ameliyattan bahsettim. Bana inanmadılar. Beni televizyonda gördükten sonra haberleri oldu.

Ameliyat olumlu sonuçlandı.”Diyordu. Gözlerinde o anlardaki yaşadığı heyecanı görebiliyorduk.“Ameliyat riskini nasıl göze aldınız? “ “ Her ameliyatta mutlaka bir risk vardır. Benim ameliyatımda da  %90 ölüm riski vardı. Herkes kaderinde ne yazılıysa onu yaşar. Ben yeniden doğdum. Ama maalesef Atilla Kavdır masada kaldı.

Demek ki onun ölüm tarihi o güne denk geliyormuş.” Bu sözleri sarf ederken bir yandan da hayatta olduğu için Allah’a şükrediyor gibiydi.” Tıp dünyası gelişti. Artık doktorlar ve diğer çalışanlar ellerinden gelenlerin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Bu tür ameliyatlar da bir ilk olduğu için doktorlar arası yarış da olmuyor değil. Akdeniz Üniversitesi dünyaca tanınan bir üniversite. İlk yüz nakliyle halk tarafından daha fazla ilgi gördü.Bu hem doktorlar hem de çalışanlar açısından gurur verici bir durum.”Hastanesinden ve doktorlarından memnun olduğu her halinden belliydi.

“Doktorum Ömer Özkan çok iyi birisi. Herkese gülücükler saçan, şefkat, merhamet dolu biri. Mesleği sevdiği ve insanlara değer verdiği için kariyerinde bu kadar başarılı.” Sizde tanınan birisi olduğunuz için reklam veya film teklifleri alıyor musunuz?” gülümseyen gözleriyle “Film değil de reklam teklifleri geliyor. Ama tedavi süreçleri devam ettiği için kabul etmeyi düşünmedim hiç.Tedavi bittikten sonra kabul eder miyim bilmiyorum. Zaman neyi gösterir bilemeyiz. Gelecekten emin olarak konuşamıyorum.”

Ameliyatın nasıl olduğunu merak ediyoruz. Fakat bizi yormadan kendisi anlatmaya başlıyordu yaşadığı olayları.

Burada benimle Ömer Özkan ilgileniyordu. Eşi ise Ahmet Koyuncu’ nun yüzü ile ilgileniyordu. Telefonla sürekli iletişim halindeydiler. Ameliyat aynı anda oldu. Ahmet Koyuncu’ nun yüzünü hızlı bir şekilde bana getirmek isteniyordu.

Helikopterle Antalya’ya gelirken ben burada narkozla bekliyordum yeni yüzümü. Sonrasında ameliyat başarılı bir biçimde Ömer Özkan ve eşi sayesinde bitti. Ameliyat sonrasında yüzümde şişlikler vardı. Bunun normal olduğundan bahsettiler. İlk olarak gözlerimi açtığımda Ahmet Koyuncu’ nun kızın gördüm. Bana babasına ne kadar çok benzediğimi söyledi ağlayarak. O an çok duygulandım fakat ağlayamıyordum.” Uğur Acar’ın üzüldüğünü görünce konuyu biraz değiştirmek , onun bir nebze de olsa gülmesini istiyoruz.” Favori film dizi var mı ? Veya hayatınızda biri var mı ?”

Hafif gülümsüyordu.” Kurtlar vadisi hayranıyım. Şu ana kadar hiçbir bölümünü kaçırmadım. Kaçırdığım bölüm olursa internetten tekrar izlerim.

Bence Türkiye’deki gelişmeleri,iç olayları çok iyi yansıtıyor. Kurtlar vadisinin dışında ise müzik dinler yada Türk sineması izlerim. Dizi oyuncularıyla tanışmak isterim. Size hayallerimden bahsedeyim “ diyerek bize soru sorma fırsatı vermiyordu.” Okurken futbolcu olmak istiyordum. Galatasaraylıyım. O takımda oynamayı çok istedim.

Favorim Hakan Şükür’dü. Aile durumumdan dolayı okulu 8 .sınıftayken bıraktım ama okumaya devam etmek isterdim. Arkadaşlarımla ameliyattan 1 ay önce sohbet ediyorduk. Genç olduğumuz için ufak tefek ortamlar da vardı. Bir yıl içinde ünlü biri olacağımı söyledim. Ama bana inanmadılar. Ya popçu yada topçu olursun dediler. Ben ise ilk yüz nakli yapılan tıp tarihine adını yazdıran biri oldum. Bana değişik sorular değil de beni rahatsız edici cinsten sorular soruluyor genelde. İnsanların daha duyarlı olması gerekiyor.

Hayatta en önemli şey bence huzur. Eğer huzurunuz yoksa mutlu değilseniz hiçbir şey umurunuzda olmaz. Hiçbir şeyden zevk almazsınız. Ben ailemden çok aşırı derecede sevgi görmedim ama hep saygı duydum. Onları üzmemeye kırmamaya çalıştım.” Bize tuhaf gelen bir şeyler vardı. Sanki ailesiyle ilgili bir sorun yaşamış gibiydi. Cesaretimizi toplayıp sorumuzu yönelttik.” ailenizle ilgili herhangi bir probleminiz mi var?” “Hayır.  Herkes gibi ben de evlenmek yuva kurmak isterim. Ama şu saatten sonra beni gerçekten seven, sayan birisi gelebileceğini düşünmüyorum. Umarım hayatıma anlam katabilecek birisiyle karşılaşırım. Benimle meşhur olmak için evlenmek isteyenler var fakat asla böyle bir şeyi kabul etmem.”

“Kırık bir kalbi onarmak çok zordur. Dev bir volkanı bir kaşık suyla söndürmekten bile daha zor.” Diyordu bir şairimiz. Kısaca özetliyordu aslında pişmanlığının zorluğunu. İnsan sevgiyle büyür. Bir insan yaşama duyduğu sevgi saygıdan ötürü bu kadar cesur olabilir ancak… Cesur olmak da yetmez bazen yaşamaya. Tek kişilik yaşam yaşamak değildir aslında .Çift olman gerekir. Sevmen gerekir.sevilmen gerekir. Sevgiyi, saygıyı hak eden bir büyük insan da Uğur Acar artık bizim gözümüzde.” Bize tavsiyeler vermek, biraz organ bağışıyla ilgili konuşmak istediğini belirtti Uğur Acar ve devam etti sözlerine.

“Fethiye’ye döndüğünüzde organ bağışıyla ilgili insanları bilinçlendirin. Öğrenciler öğrencilik yıllarının değerini bilip çalışsınlar. Hayatlarını kurtarmaya baksınlar.  Ben bu hastanede 2 yıldır çalışıyorum. Gözlemlediğim kadarıyla öğrencilerin derslerle pek alakaları yok. Sadece okumak için okuyorlar.Benim halimi kendilerine bir son olarak görsünler. Ona göre çalışsınlar. Belki siz de birer doktor olursunuz. Zaman neyi gösterir bilinmez ama Türkiye için faydalı insanlar olacağınızı düşünüyorum,eminim buna. Arkadaşlarınızı iyi seçin.

Yanlış ortamlara takılmayın. Daha önceki hayatımda ben de yanlış ortamlarda bulundum tabi. Ama şu an pişmanım. Keşke okusaydım diyorum. Hatta hala okumayı düşünüyorum. Hep siz soru sordunuz biraz da ben sorayım “ diyerek ortamı yumuşatıyordu. Hafif gülümsemeler belirdi yüzümüzde.” Sizin sevgiliniz var mı peki ?” biraz sesli gülüyoruz buna ve çok yanlış olduğunu düşündüğümüzü söylüyoruz. Daha erken olduğunu ama ileride neden olmasın dediğimizde Uğur Acar da gülüyordu buna. “ Umarım diğer arkadaşlarınız da burada olanlardan ders alırlar ve hayatlarına doğru bir şekilde yön verirler.” Bizi kırmayıp bize zaman ayırdığı için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Beraber bahçeye çay içmeye iniyoruz.

Başta bizden çekinen Uğur Acar’dan eser yoktu. Bizi sanki arkadaşları gibi görüyor,bizimle iyi vakit geçirdiğini ve bizimle konuşmanın ona iyi geldiğini söylüyordu.

Çayımızı yudumlarken Uğur Acar’ın gözlerinden adeta sevgi, mutluluk akıyordu.geri dönüş vakti geldiğinde ise ayrılmak zor gelmişti. Bu sohbeti bırakmak da öyle tabi…

Nasıl olsa bir gün, bitecek ömür. Yaşamın tadını al ve yeni güne selam ver. Güzellikleri keşfet, boş ver acıyı kederi. Filizlensin umutlar, yaşamın güçlüğünü umutla yen. Karamsarlık, mutsuzluk sevgiyi yutan kocaman bir dev…

Yoruma kapalı.